Mevcut İktidarda ki AK Partisinin Dış Politikada Uyguladığı Yanlış ve kişileştirilen anlayışı Ülkemizin ve Çocuklarımızın geleceği yönünden çok sıkıntılı bir döneme sürüklemiştir Parti Liderliği çok ayrı Devlet Adamlığı ayrı bir meziyet ister Parti lideri Partisinin kendisinin yandaşlarının çıkarını ve kazanmayı gerektirir Devlet adamlığı ise Ülkesini Milletini Komşusu Ülkelerin Dünyanın geleceğini düşünerek hareket etmeyi gerektirir ama mevcut iktidarımız bunları yapamadı Dış siyasetimizde yapılan yanlışları sırasıyla değerlendirelim
1 .IRAK politikasında yanlış üstüne yanlış yaptı ABD ile çıkılan yolda ABD yarı yolda bırkıldı teskere geçmedi ya ıraka müdahaleye taraf olmıyaçaksın olduysan sonuna kadar destek olaçaksın .
2 .IRAK için önçeliğimiz kırmızı çizgilerimiz ırakın toprak bütünlüğü diyeceksin komşu ülkeye güven vereceksin daha sonra kalkıp bölgesel yönetimle anlaşmalar yapacaksın ırak merkezi hükümetin güvenini sarsacaksın ilişkileri gelecekteki çıkarları hem kendi ülkenin bölge ülkelerin müttefik ülkelerin çıkarlarını artı ve eksilerinide hesap edeceksin
3 .İsrail ile lüzümsüz polimiklere girerek filistin ve israil barışının oluşmasına sıkıntı vede tıkanıklık oluşmasına ortam hazırlıyacaksın insani yardım kuruluşları adı altında hukuki olmayan bir girişimi cesaret verek Türkiye Cumhüriyeti Devletini üst haline getirmişlerdir bunun akabinde 9 vatandaş ölmüştür de iki ülke ilişkileri çok büyük kopukluklar oluşturmuştur karşılıklı çıkarlarımız açısından
4 .Daha önceleri kardeşim Beşer Esat diyerek yine güven verilmiş suriyede hükümetle bazı kuruplar arasında oluşmakta olan karşılıklı Restleşmelerde taraf olma yerine orta yol bulmak için tarafsız kalınmıyarak devlet başkanı Beşer Esata sataşarak maliflere destek verilerek ülkemizi hiç alakası olmayan bir konuda komşu ülkenin iç işlerine müdahale eden karşı görüşleri mualif kurupları destekleyen bir konuma ilegal duruma düşürülmüştür ülkemiz
5 .Mısırda oluşan son Darbe olayında da yine aynı hatalar yapılarak yine komşumu ülkenin iç meselelerinde taraf olunarak tek taraflı tutuma girmişlerdir bu tutumlarında da devam ettiği sürece mısırda kanlar dökülecektir ülkemizin çıkarları düşünülerek tarafsız kalınarak soğuk kanlı ve sabırlı hareket edilesi gerekirdi malesef onuda yapamadılar etrafımızdaki bütün komşularımızla hiç bir şey yokken sorunlu tehlikeli telafisi üzün yılları bulacak sıkıntılara sebebiyet vermişlerdir
6 . Ülkemizin Bölgemizin Orta Doğunun Barışının Geleceği İsraili dışlayarak Orta Doğuda barışı sağlanamaz yine Kafkasların Barışını Rusyasız ve Kafkas Halklarsız Sağlıyamazsın Balkanların huzurunu Yunanistansız Balkanlarsız sağlıyamazsınız Avrupa birliği üye ülkelerle ABD birlikte hareket ederek başarılı olunur devlet idare etmek çok başka bir beceridir komşularla müttefik ülkelerle hareket etmek akıl bilgi sabır isteyen karşılıklı çıkarları gözetme sanatıdır.
Öyle ben sana küstüm oynamam konuşmam gelmiyom deme sanat değildir kişisel davranma hakkı yoktur dış politikada gözünüz uzağıda yakınıda iyi görecek ve görmek mecburiyetiniz olacak işte bunları yapan hükümetimizi oluşturan iktidar partisi dış siyasetde bırak uzağı yakını körmeyi burunlarının ucunu görmeyen kör iç siyasetde duymayan sağır politikası uygularken kendilerinin çıkarları söz konusu olduğunda gören duyan susmayan her şeye konuşan dil oluyorlar böyle davranarak ülkenin geleceğini tehlikelere atıyorlar diyor taktiri Kamu Oyuna ve Aziz Milletimize bırakıyoruz saygılarımızla
18 Ocak 2014 Cumartesi
17 Ocak 2014 Cuma
İKTİDAR PARTİSİNİN UYGULADIĞI YANLIŞ GENEL SAĞLIK SİGORTASINDAN DOLAYI VATANDAŞLARIMIZ MAĞDUR EDİLMİŞLERDİR
Saygı değer Aziz Milletimiz son zamanlarda Vatandaşlarımızın kuruluş aşamasındaki çalışmaları devam eden Türkiye Çerkezleri Gençlik Partimize Anlatıkları karşılaştıkları zorluklar gerçekten çok açı ama gerçek bir konuyu buradan sizlerle paylaşalım dedik çünkü kanun torba yasaya konacakmış torba dolsun yasa olsun modasını da oluşturdu bu iktidar ve Mualefet partileri birlikte.
Esas konu GENEL SAĞLIK SİGORTASI Uygulaması hakikaten Vatandaşlarımızın bilgisi olmadan Genel Sağlık Sigortası Kapsamından dolayı aylık yok şu kadar borcun var ödemezseniz Saglık Yardımından faydalanamazsınız inanın böyle bir uygulama Kominizimle Yönetilen ülkelerinde bile yok bırakın Demokratik Hukuk Sosyal Eşitlikği savunan Ülkeleri bu olsa olsa Diktatörlük Ülkelerinde olur ben Yaptım Oldu ben ne dersem odur mantığı bu uygulamadan dolayı 10.000 LERİ Gecgin Vatandaşlarımız Mağdur olmuşlar (1000 bin tl ) üzerinde borç çıkarıldığı ifade Edilliyor bu borçları hizmetini almadıkları haberleri olmadıkları bir uygulamadan dolayı çok zor durumda kaldıkları ve bahsedilen yasayla da sadece faizlerinin yarısı silinerek tahsil edileçeği söylenmektedir yazılı ve görsel basında da bu uygulamaya zorla gasp denir çünkü Vatandaş Lokantaya gidip Yemek yememiş ama lokantacı sen bana yemediğin yemeğin parasını ister ye ister yeme günlük ödiyeÇeksin demek gibi bir şeydir Demokrasiyle Hukukla yönetilen ülkelerde böyle Halkın Vatandaşın istemediği dayatmayla zar zor geçinen insanların Ailelerinin rızkını kazanmaya çalışan çalışamayan insanlardan zorla para almak olmaz olamazda diyor bize bu sıkıntıları ileten Aziz Milletimiz adına iktidar partisine vede mualefet partilerine TBMM ve kamuoyuna duyuruyor saygı ve sevgilerimizi sunuyoruz
Esas konu GENEL SAĞLIK SİGORTASI Uygulaması hakikaten Vatandaşlarımızın bilgisi olmadan Genel Sağlık Sigortası Kapsamından dolayı aylık yok şu kadar borcun var ödemezseniz Saglık Yardımından faydalanamazsınız inanın böyle bir uygulama Kominizimle Yönetilen ülkelerinde bile yok bırakın Demokratik Hukuk Sosyal Eşitlikği savunan Ülkeleri bu olsa olsa Diktatörlük Ülkelerinde olur ben Yaptım Oldu ben ne dersem odur mantığı bu uygulamadan dolayı 10.000 LERİ Gecgin Vatandaşlarımız Mağdur olmuşlar (1000 bin tl ) üzerinde borç çıkarıldığı ifade Edilliyor bu borçları hizmetini almadıkları haberleri olmadıkları bir uygulamadan dolayı çok zor durumda kaldıkları ve bahsedilen yasayla da sadece faizlerinin yarısı silinerek tahsil edileçeği söylenmektedir yazılı ve görsel basında da bu uygulamaya zorla gasp denir çünkü Vatandaş Lokantaya gidip Yemek yememiş ama lokantacı sen bana yemediğin yemeğin parasını ister ye ister yeme günlük ödiyeÇeksin demek gibi bir şeydir Demokrasiyle Hukukla yönetilen ülkelerde böyle Halkın Vatandaşın istemediği dayatmayla zar zor geçinen insanların Ailelerinin rızkını kazanmaya çalışan çalışamayan insanlardan zorla para almak olmaz olamazda diyor bize bu sıkıntıları ileten Aziz Milletimiz adına iktidar partisine vede mualefet partilerine TBMM ve kamuoyuna duyuruyor saygı ve sevgilerimizi sunuyoruz
14 Ocak 2014 Salı
ÇERKEZLERİN ÖRF VE ADETLER – KHABZE
ÖRF VE ADETLER – KHABZE
Çerkes toplumu, Khabze adı verilen kurallarla yönetilir, Khabze, etimolojik olarak; dışarının, alanın, çevrenin, aşağısınındili, şablonu, düzeni demektir.
Çocuğun doğumundan itibaren büyüyüp yetişmesine, yaşlanıp ölmesine kadar, insan hayatını düzenleyen ve güzelleştiren çeşitli seramoniyel kurallar vardır. Bunlar, modern sosyolojideki görgü kurallarından, gelenek ve göreneklere, örf, adet ve töre kurallarından ahlak ve din kurallarına, hatta maddi yaptırımlarla perçinlenen hukuk kurallarına kadar bütün sosyal kuralları kapsarlar.
Khabze, en basit görgü kuralından, gelenek ve göreneklere, örf ve adetlerden ahlak ve din kurallarına, hatta yazılı olmayan yasa ve anayasa kuralına kadar toplumu yöneten bütün kuralları ifade eder. Kız istemeden gelin almaya, düğünde oyuna çıkış ve dans kurallarına, gelinin kendi ailesine götürülmesinden tekrar geri getirilmesine, doğumdan çocuğun yürüme çağına gırmesine, çocuğun p'ur/qan olarak eğitilmek üzere başka bir aileye verilmesinden, eğitildikten sonra tekrar kendi ailesine gönderilmesine, sokakta atlı veya yay olarak yürümekten oturup kalmaya, konukluğa, savaştan barışa kadar. Öyle ki, geleneksel Çerkes toplumunda Khabze kuralları, toplumun hemen bütün bireyleri tarafından bilinir. Cünkü bu kurallar, ya doğal toplumsal yaşam süreci içinde herkesin katkı ve katılımıyla oluşmuştur ya da aileler düzeyinde temsilcilerin katkısıyla oluşturulmuş, paylaşıralak, yaparak, yaşayarak öğretilmiş ve benimsetilmiş kurallardır.
GELENEKSEL HUKUK – KHABZE
Çerkes toplumu, günümüz dünyasındaki İngiltere örneğine benzer biçiminde, yazılı olmayan geleneksel hukuk kurallarıyla yönetilir. Çerkes yaşamında örf-adet kurallar, hukuk kuralları iç içedir.
Khabze kurallarının başlıca iki temel kaynağı vardır. Biri, toplum bireylerinin, geleksel Çerkes mantalitesi içinde, doğal olarak veya bliçli bir zihinsel faaliyet süreci sonunda “şayet bu konu bir halk meclisi gündemine gelmiş olsaydı acaba nasıl bir düzenleme yapılırdı?” türünden bir soruya vereceği cevaba uygun davranılmasıdır. Böylesi bir davranış, zaman içinde benzer durumlarda kalan başkaları tarafından da benimsenip uygulanarak, zaman içinde Khabze kuralı haline gelebilir. Khabzenin ikinci temel kaynağı ise Xase adı verilen halk meclisinin kararlarıdır.
Khabze denilen geleneksel hukuk kuralları esas olarak Xase adı verilen yasama meclisi tarafından oluşturulur. Uygulama toplumun tümü tarafından izlenir ve denetlenir. Geleneksel Çerkes toplumunda yaygın ve etkili bir sosyal denetim mekanizması vardır. Khabzeye aykırı davranışlar, öncelikle lokal düzeyde çözülmeye çalışılır. Mümkün olduğu kadar hiyerarşik olarak üst düzeydeki toplum önderlerine – Thamadelere ulaştırılmamaya çalışılır. Çünkü olumsuzların, yerinde çözülüp giderilmesi, dillendirilip yayılmaması esastır. Bir Atasözü : “Kötülüğü dinlendirirsen azar, iyiliği dillendirirsen ürer” biçimindedir. Bununla birlikte, yerel düzeyde çözülemeyen sorunlar hiyerarşik olarak bir üste ve nihayet en üst düzeyde de Xase'ye taşınabilir. Khabze'ye aykırı davranışlar, her düzeyde yaptırımlarla karşılanabilir. Xase mahalle/köy, yöre, bölge ve ülke düzeyine kadar her düzeyde vardır ve işlevseldir. Ancak Xase, günümüzdeki gibi sürekli görev yapan bir yasama organı değildir. Gerektikçe toplanan, sorunu görüşüp karara bağladıktan sonra dağılan geçici ve onursal bir yasama organı, bir halk meclisidir. Xaseye her aile gündem konusu soruna ilişkin olarak kendisini en yetkin biçimde temsil edebilecek bir temsilcisiyle katılır. Xaseye katılmak herkes için bir onurdur ve Xaseye katılma görevi onursal bir görevdir. Asla herhangi bir maddi ücret, bedel sözkonusu değildir. Xaseye katılmanın bedeli, saygınlık ve itibardır.
Geleneksel Çerkes hukukunda en önemli yaptırımlar, toplum tarafından ayıplanma, kınanma, razı etme veya gônül alma, tazminat veya bedel ödeme (ğepşınej) ve sürgündür (değeç). Geleneksel Çerkes hukukunda ölüm cezası yoktur. Çerkes İnsanının kişilik yapısı, geleneksel olarak kendi haklarına saygı bekleyen herkesin, başkalarının hakkına saygı göstermesi ilkesine göre biçimlendiği için, açık bir savaş ortamı dışında, geleneksel Çerkes sosyal yaşamında öldürmeyi gerektirecek düzeyde gerginlik ve çatışma pek az görülür. Böyle bir durum ortaya çıktığızamanda, durumdan haberdar olan biri durumu derhal toplumun kanaat önderlerine iletir
CERKES DELİKANLILARI
Delikanlı deyimi Çerkesler'de ergenlik çağı gelmiş genç anlamında kullanılmaz. Çünkü Çerkes çocukları on yaşını geçince artık delikanlı sayılır. Kendilerinden mertlik özellikleri beklenir ve istenir. Bunu sağlama konusunda Çerkes görgü yöntemleri rekabet kabul etmez.
Ağıtları, şarkıları hala dillerde dolaşan Prens (Pşikoy) Rus ordusuna saldırarak ünlü Baş Komutan General Zass’ı atından aşağıya attığı, generalin bindiği atı alıp getirdiği, o kanlı savaşta üç kez at yararak değiştirdiği, ancak kendisi yorulmayarak: "Atımı sevgilime götürünüz. Başkaları tuzlu su akıtırken kendisi kanlı su akıtsın" diyerek şehit olduğu zaman henüz ergenlik çağına gelmemişti. Değişik savaşlarda sekiz yara almış olan Şeruluk, şehit olduğunda on dört yaşındaydı. Çocukların yükseklik derecesini gösteren bu gibi cesaret örnekleri pek çoktur. Onlardaki bu yeteneği doğanın onlara verdiği özel bir ayrıcalık olarak kabul etmek yerindedir. Çünkü yüksek bir ruh taşıyan Çerkes delikanlısının sağlam kişilikleri hiç bir konuda başkalarından geri kalmasına izin vermez. Kendisine onur ve makam oluşturacak tek aracın soyu ve serveti değil, çok başka özellikler olduğunu bilir. Bundan dolayı Çerkes delikanlılarının hepsinde üstünlük iddiası ve şöhret eğilimi fazladır. Savaş meydanında, toplantılarda, eğlencelerde yüksek görgüsüyle, yüksek kişiliğiyle yaşıtlarına yüksek olduğunu göstermeye çalışır.
Delikanlı arsız değildir. Ancak acizlik bilmez. Uyuşuk ve sessiz yaşamı sevmez. Sonsuz özgürlük diyarı olan bir yerde doğup büyüdüğünü çok iyi bilir. Hareketli ve atak bir ortam içinde canlı ve hareketli olmak gerektiğini bilir. Bundan dolayı ortama uymaya çaba gösterir. Söz kendisine düştüğü zaman oldukça rahat konuşur sorununu dile getirir. Özellikle toplantılarda güzel söz söylemek, Çerkeslerce çok onurlu bir özellik sayıldığı için, o gibi yerlerde sıkılmak, kekelemek, beceriksiz davranmak delikanlı için büyük bir özür ve ayıp sayılır. Bundan sözederken Mr.Bell aynen aşağıdaki açıklamaları yapıyor:"Meclislerde halk işlerini görme sırasında, büyük bir topluluğa karşı insanların hiç sıkılmayarak kolaylıkla anlatıcı ve güzel konuşmalarda bulunması beni hayran bırakmıştı. Bu güzel örnek özgürlüğe, toplulukların çokça olmasına, genel çıkar için herkesin büyük ilgi göstermesine yorumlanabilir. Serbest konuşanların içinde hepsinin üstünde iki kişi mertçe, hatip tavırlar ile benim şimdiye kadar Ayan ve millet meclislerinde avukatlar toplantılarında, tiyatro sahnelerinde seçkin olarak gördüklerimin hepsiyle rekabet ederler"
Güzel söz söylemeye, serbest söyleve alışmak için delikanlılar, büyüklerin bulunmadığı ortamlarda alıştırma yaparlar. Aralarında yaptıkları muhabbet toplantılarında bu yeteneklerini geliştirirler. Ayrıca bu toplantılar bir görgü okuludur. Toplantılar açıktır. Gençler orada gördükleri kuralları, gerekli gördükçe göstermeye hazırlanmak zorundadırlar.
Mr.Bell diyor ki:Çerkesler düşüncelerini canlı, çoğunlukla açık ve hızlı bir biçimde ortaya koyma konusunda büyük bir üstünlük gösteriyorlar. Halk, doğaları gereği tartışma ve değerlendirmeye alışkın olduklarından çoğu kez küçük şeyler için tartışma olur.”
İşte bu eğitimin sonucu olarak delikanlıların davranışlarında doğal bir serbestlik, gerçek bir kibarlık görünür. Başka uluslarda hükümdar dairelerine ait sayılan yüksek nezaket ve inceliği Çerkes delikanlıları doğal bir yaşam biçimi olarak öğrenirler. Bu nedenle davranışlarında ikiyüzlülük görünmez, temiz bir doğallık gösterir.
Nefsini dizginlemek Adighe olmanın birinci koşulu olduğu için Adighe delikanlısı hiç bir hareketinde kötü alışkanlıklara düşmez. Her konuda “VERKİĞ” yani kibarlık onun rehberi olur. Çünkü kibarlığı ihmal etmeyi insanlığı bırakmakla bir tutar.
Adighe delikanlısı korku bilmez. Yürek, akıl, irade onun için esas olduğu gibi cesareti cahilce değil akıllıca yapmak ister. Bundan dolayı Çerkesler; “cesurdan korkma o, cesaretini haklı işlerde mücadelede gösterir” derler. Delikanlıların medeni cesaret konusundaki Mr. Bell’in önceden anlatılan sözleri de dikkate değer. “Onlarda korku büyük bir kusur sayılır.”
Çerkes delikanlılarının kahraman yetişmesindeki etkenlerden biri de şiirleridir. Onlarda cinsellik duygularına seslenen şiirler yoktur. Dans müzikleri dışında bütün şiirleri yiğitliğe, iyiliklere ilişkin taşlama ile ağıtlardır.
Her olay üzerine Çerkes ozanları olayda kendini gösterenlerin övgüsünü, becerisizlik gösterenlerin taşlamasını gösteren şiirler söylerler. Böyle şiirler erkek, kız herkesin dilinde dolaşır. Her toplulukta kahramanların adı saygıyla anılır, beceriksizlerin de adları alay ile yinelenir. Bu hareket delikanlıların erdem ve görgüsüne büyük etkiler yapar ve delikanlı bu övgülerde adı geçsin diye ün ve onur sahibi olmasını sağlamak için harikalar yaratmak aşkını taşır.
Mr.J.BELL diyor ki: “Her türlü örgütten ve araçtan yoksun olan Çerkeslerin Rusya'ya karşı bu denli uzun süre direnç göstermelerindeki gizem ve bilgeliği bilmek isteyenler için şu iki nedenden başka bir şey bulamadım. Birincisi, herkesi sosyal görevini yapmaya zorlayan sosyal duygu, ikincisi, bireyler arasında kahramanlık konusunda rekabet bulunmasıdır.
Çerkes delikanlıları ile kızlarının toplantılarda serbest ve beraberce bulunmalarında erkeklerin mert ve nazik görgülü davranmaları da önemli bir etkendir. Çünkü kızların saygı ve arzusu, erkeğin varlık ve dış görünüşünden çok kibarlığında, mertlik özelliklerindeki ününedir.
CERKES KIZLARI
Cerkes kızlarının sosyal durumu hiç bir ulusun kızlarına benzemez. Doğuda kızlar kapalı, örtülü ve hapis, batıda güvensiz bir özgürlüğe sahip. Çerkes kızları ise tam bir gelecek ve özgürlüğün sahibidir.
Mr.Longworth gibi Avrupa mantığı ile kadını düşünen bir kişi bile bu derece geleceği çok görür ve Avrupa kadınlarında bu kadar özgürlüğün olmadığını söyler. Mr.J.Bell ise''Çerkes kadınlarının tavır ve hareketinde islam usülü galiptir. Ancak Çerkes kızları eski Çerkes geleneklerine tümüyle bağlı olup Avrupa'nın özellikle yüksek tabakasına mensub kadınlarına, tavır ve hareketine tümüyle uyuyorlar''diyerek Çerkes kızlarının yaşam biçimini övüyor. Doğallıktan gelen bu yaşama biçiminin eleştiriye değer bir tarafı yoktur. Çünkü hukukuna sahip,kişilikli herbir kadın için en doğru yol budur. Çerkes kızlarıda Çerkez delikanlıları gibi kendini gösterme, üstün gelme, daha yüksek dereceye erişmek aşkını taşırlar. Hiçbir konuda ikinci kalmamaya çalışırlar.
Kızlar ailenin en nazlı bir bireyidir.Baba çocuklarından yanlız kızlarına yumuşak davranır. Anne bütün şevkat ve dikkatini ona yöneltir. Kardeşleri taparcasına severler. Aile içinden hiç biri bu aziz konuğun gönlünü kırmaz. Kız annesinin bir görev arkadaşıdır. Ona her konuda yardım eder. Dikiş tümüyle kıza aittir. Hatta kızı olmayan komşuların dikişlerinede yardım eder. İplik eğirmek, şayak dokumak kızın görevlerindendir. Aile bireylerinin elbiselerinin temiz olması, yırtık bulunmaması, konuk ve oturma odalarının yılda birkaç kez badana edilmiş olması, konuk odası yatak ve takımlarının temiz bulunması, kızın ününü ve değerini artırır. Çünkü Çerkesler;kızların değerini güzelliğiyle değil ev kadını olabilmek için gösterdiği yetenekle değerlendirdikleri için kızlar tembel ve beceriksiz, havai olmamaya, son derece aktif ve temizliğe uymaya zorunludurlar.Köylü yaşamı yaşayan ve genellikle zengin olmayan Çerkesler'in yalın ve rahat küçük evlerinde görülen ve ruhu okşayan temizlik ve özen, kadınların yoktan var ettikleri gönül çekici düzenlerle ve güzelleştirmelerde herhalde takdire değer.Yüksek bir terbiye ruhunun orada hakim olduğunu gösterir.
Kız erkeklere armağan verir ve armağan alır. Bu biçimde arkadaşlarıyla bir erkek gibi diyalog kurabilir.
''Mamrukaya şaş'' adıyla tanınmış bir kız, bir çok isteklileri varken ''bir adam için bu kadar arkadaştan nasıl vazgeçeyim'' diye geç yaşına kadar evlenmemiştir. Bu söz Çerkes kızlarının evlenmeden önce geleceklerini, evlendikten sonra kocalarına, anneliğe ne derece samimiyetle sevgi beslemek ve sadık kalmak istediklerini gösterir. Doğuştan zeki olan Çerkez kızları konuşmalarında gayet zarif nükteler yaptıklarından, delikanlıların en korktukları şey kızların karşısında zor durumda kalmalarıdır. Konuşma özgürlüğü içinde genellikle şakalı, ancak ince bir uslüp kullanılır. Kaba tavır ve söz sevilmez ve ayıp sayılır. Bunun için inceliğe son derece önem verirler. Delikanlı kızlarla serbest görüşmeyi, onların iltifatlarına mahzar olamayı kendileri için bir hak sayarlar. Mr.Longworth Çerkes kızı ve delikanlılarının bu serbest kaynaşmasından sözederken akla gelebilecek olanları açıklayarak; ''Honi soit qui maly pense'' yani ''Bundan kuşku duyana lanet olsun” diyor.
Çerkez kızlarını görmemiş bazı Avrupa yazarları Çerkes kızlarına kama taşır diye bir değerlendirme yaptılar. Bu olacak şey değildir. Oysa, bu kızların tek silahı namusudur. Onun namus sevgisi önünde her şey saygıyla eğilir ve bir kızın namusunun lekelendiği görülmemiştir. Mr.J.Bell'de Çerkes kızları göğüste çapraz gümüş düğmelerle iliklenmiş sıkı montları ile, sırma şerit ve gümüş topla süslenmiş taçlarıyla bir savaşçı gibi görünürler. Ancak saldırgana karşı bütün silahları yüksek namuslarıdır. Bu giysi içinde saç örgülerinin belden aşağıya uzanması, nazik hareketleri, özellikle uzun boylu kızlara gerçekten zerafer özelliği veriyor. Kızlar sürekli yüzleri açık olarak gezerler. Ancak öyle arsızca erkek kalabalığına asla girmezler. Erkekler dolu olduğu halde konuk odasına, yaralıya hizmet etmek üzere geldiğini defalarca gördüğüm güzel ve uzun boylu kız orduda arkadaşlarına karşı bu sakeri görevi yapan ''ORLEAN KIZLARINI'' bir kaç defa aklıma besttir. Evinde erkeklerin ziyaretini kabul eder,konuğa saygı gösterir. Ancak bu konuda yalnız ana ve baba değil, ailenin büyüklerinden kimse yanında bulunmaz. Aslında kızın bulunduğu topluma ana-babanın girmemesi gerekir. Bunun için kızı düğünde bulunan baba dans yerinde bulunamaz, babanın yanında kızın oynaması saygısızlık diye nitelendirilir.
KAŞENLİK
Çerkeslerin günümüze kadar devamlılığını sürdüren geleneklerin birisi de "kaşenlik adetidir. Bu adet bekar genç kız ve erkekler arasında evlilik öncesi dönemde gerçekleşmektedir. Diğer geleneklerde olduğu gibi habze adı verilen kurallarla sınırlıdır. Kaşenlik birbirinden hoşlanan genç kız ve erkekler arasındaki arkadaşlık ilişkisine denmektedir.
Çerkes kız ve erkekleri birbirleri ile düğünlerde, toplantılarda, muhabbet ortamlarında birlikte olurlar. Bu toplantılar en yaygın olarak köylerde görülür. Bu tür toplantılarda genellikle bir kaç köyün gençleri biraraya gelir. Sabahlara kadar süren sohbetler, oyunlar ve eğlenceler yapılır. Bu geceler gençlerin birbirlerini tanımalarına yardımcı olmaktadır. Muhabbet geceleri bir eğlence kaynağı olduğu kadar aynı zamanda eğitim yereri de sayılmaktadır. Kızlar ve erkekler belirli bir yaştan başlayarak bu tip toplantılarda Çerkes adet ve görenekleri çerçevesinde eğitilirler. Bütün eğlence, düğün ve toplantılarda "thamate" adı verilen bir kişi bulunur.
Kim Kimle Kaşen Olabilir?
Aynı sülaleden olan kişiler kaşen olamazlar. Akrabalık derecesi ne kadar uzak olursa olsun yasaktır. Aynı köyden kişilerin kaşen olmaları hoş karşılanmaz. Bu kural günümüzde biraz yumuşamıştır. Artık aynı sülaleden olmamak koşuluyla kaşenliğe fazla tepki duyulmamaktadır. Muhabbet toplantılarında kızlar ve erkekler karşılıklı otururlar.
Birden Fazla Kaşen
Gençlerin her toplantıda farklı kaşeni olabildiği için bir Çerkez kızının ya da erkeğinin evleninceye kadar çok fazla kaşeni olabilmektedir. Toplantıda amaç tanışmak, eğlenmek ve kendine uygun bir eş seçmek olduğu için kaşenlik bazen ciddi bazen de şaka şekliyle ortaya çıkmaktadır. Sayısı fazla olan şaka kaşenliğinin çok fazla bir ciddiyeti yoktur.
Kız ya da erkek birbirlerinin daha önceki kaşenlerine karşı herhangi bir olumsuz tavır takınmazlar. Eski kaşenlerle sosyal ilişkiler kesilmez. Çünkü daha önceki kaşenlerin şaka olduğunu her iki tarafta kabullenmiştir. Kadın ya da erkek eski kaşenleriyle bu benim eski kaşenim diye espri yapabilir. Dolayısıyla kızın ya da erkeğin birden fazla kaşeni olması yadırganmamaktadır.
Evlenmeye Aracı Olan Kaşenlik
Pseluk ile başlayıp daha sonra da devam eden kaşenlik iki bölümü ayrılmaktadır. Bunlardan birisi şaka diğeri ise ciddi kaşenliktir.
Şaka kaşenliğine semerko denmektedir. Bu durumda kişiler ciddi olmasalar bile yalnız o geceye ya da bir kaç geceye mahsus kaşen olabilirler. Burada amaç eğlenmek, birbirlerini tanımak bunu yaparken de hoş zaman geçirmektir. Şaka kaşenliğinde kız ve erkek birbirlerine sanki evleneceklermiş gibi övgü dolu sözler söyler.
Kaşenliğin bir de ciddi boyutu vardır. Bu durumda birbirlerini beğenen kız ya da erkek evlenmek için arkadaşlık kurmak isterler. Eğer karşı taraf kabul etmişse diğer toplantılarda da görüşerek bu ilişkiyi devam ettirirler. Ancak ciddi kaşenlikte daha çok pisehluk ile başlamaktadır. Erkek bir kaç arkadaşını alarak kızın ya da onun herhangi bir akrabasının evine gider. Kızın da mutlaka yanında bir ya da bir kaç arkadaşı bulunmak durumundadır. Burada kıza kaşenlik teklifini sunar. Bu durumda kız ve erkek arkadaşlarının yanında teklifi değerlendirirler. Birbirlerinden beklentilerini ve isteklerini söylerler. Kaşenliğin her iki boyutunun da kendine özgü kuralları vardır. Kaşenlik eğer ciddi ise ve sonuçta evlilik düşüncesi ile kişiler birbirlerini tanımaya çalışıyorsa bu durumda toplantılarda şaka kaşenliği gibi ulu orta gündeme getirilmez. Bu durumda bir çok muhabbette bir araya gelebilirler, bir çok konudan konuşarak birbirlerini daha iyi tanımaya çalışırlar. Ancak ilişkileri diğer kaşenliğe göre resmiyet kazanır. Diğeri kadar serbest değildir. Her ne kadar bu kişiler evlilik kararıyla birbirlerini tanımaya çalışsalar da mutlaka evlenecekler diye bir koşul yoktur. Eğer bir engel söz konusu ise her iki taraf bu durumdan vazgeçebilir.
Evlenme Sözü ve Euç
Kişiler evlenmeye karar verirlerse bu kez kendi aralarında sözleşirler. Bu durumda da euç denilen bir armağan verilir. Euç söz karşılığı verilen maddi bir armağandır. Söz verdi anlamına gelir. Kaşenlik sonucunda evlenmeyi kabul etti demektir. Bu armağanı erkek bayandan ister. Bayan da kendi insiyatifinde bir armağan verir. Bu armağan bir boyun bağı, mendil, yüzük, bilezik olabilir. Erkek de bunun karşılığında kıza bir yüzük vermektedir.
Bu karşılıklı amağan verme durumu yalnız kız ve erkek arasında olmaz. Kızın ve erkeğin yanında arkadaşlarından ya da akrabalarından birkaç kişi bulunmak durumundadır. Söz verme ve armağan verme olayı onların tanıklığında olmaktadır.
Evlenmek amacıyla kaşen olan ve bunu söz altına alan genç kız ve erkekler bu durumda toplumdan ayrı bir yerde yalnız başlarına konuşamazlar. Onların yanlarında mutlaka arkadaşları da olmak durumundadır. Toplumun dışında ve toplumdan habersiz bir yerde konuşmaları yasaktır. Bu durum evleninceye kadar böyle devam eder.
Eş Seçimindeki İncelik
Gerek evlenmeye karar veren gerek yalnız bir kaç toplantıda kaşen olan kişiler birbirlerini aileleri ile tanıştırmazlar. Arkadaşları ve o ortamda bulunan kişiler onların kaşen olduklarını bilir. Anne ve babalarına kaşen olduklarını söyleyip birbirlerini tanıştırmaları ayıp olarak karşılanır. Aileler kızın ya da erkeğin kaşenini toplumlardaki diğer kişilerden öğrenerek haberdar olurlar. Ancak evlenme zamanında ailelere bildirilir. Bu durumdan da yalnız anneye sözedilir. Kaşenlik adeti Çerkez toplumunda kızın ya da erkeğin evleneceği kişi hakkındaki kararı kendilerinin vermesini sağlar. Büyükler müdahale etmezler. Ancak evlenmek üzere kaşen tercihi yapan kişiler daha çok aile yapılarına uygun toplumsal kurallara ve adetlere uyacak kişileri tercih ederler. Bu nedenle birçok toplantıda kız, erkeğin ya da erkek de kızın hal ve hareketlerini kontrol eder.. Evlilik tercihi yaparken bu tip kişilerle yapmayı isterler. Çünkü Çerkes kültüründe toplumsal normlara uygun olarak hareket etmek gerekmektedir. Bireylerden görgü kurallarına gelenek ve göreneklere uygun davranış göstermesi beklenmektedir.
Kız Kaçırma
Kaşenlik ile başlayan evlilik aşamasında nişanlılık ve söz gibi durumlara pek rastlanmaz. Bunun en önemli nedeni kaçırma şeklinde evlenmenin gelenek ve göreneklerinde yer almasıdır. Gençler evlenmeye karar verdikten sonra maddi olanaksızlıklar, kendisinden büyük başka birinin evlenecek olması gibi nedenlerden dolayı kaçırma biçiminde evlenmeyi tercih ederler. Ancak Çerkes kültüründeki kaçırma şekli diğer uluslardan farklı olarak kendine özgü bir nitelik gösterir. Bu şekilde evliliğin olması nişan ve söz gibi törenlerin yapılmasını gerekli kılmamaktadır.
Yine kişiler zaten kaşenlik dönemlerinde birbirlerini yeterince tanıdıkları için ayrıca bu tür dönemlere gerek duymazlar. Ayrıca Çerkeslerde adetler kişilerin ilişkilerine çok fazla sınırlama getirdiği için bu döneme her iki tarafında katlanabilmesi zor olur. Çünkü nişanda büyüklerde işin içine girerler. Onlarla olan iletişimde konuşma ve görüşme yönünden bir takım güçlükler olduğu için kişiler nişanlı olarak kalmayı pek tercih etmezler. Ancak günümüzde söz ve nişanlılık dönemi Çerkesler arasında da yaygınlık kazanmıştır.
"BİZ ÇERKESLER" kitabından alınmıştır (KAFFED)

Çerkes toplumu, Khabze adı verilen kurallarla yönetilir, Khabze, etimolojik olarak; dışarının, alanın, çevrenin, aşağısınındili, şablonu, düzeni demektir.
Çocuğun doğumundan itibaren büyüyüp yetişmesine, yaşlanıp ölmesine kadar, insan hayatını düzenleyen ve güzelleştiren çeşitli seramoniyel kurallar vardır. Bunlar, modern sosyolojideki görgü kurallarından, gelenek ve göreneklere, örf, adet ve töre kurallarından ahlak ve din kurallarına, hatta maddi yaptırımlarla perçinlenen hukuk kurallarına kadar bütün sosyal kuralları kapsarlar.
Khabze, en basit görgü kuralından, gelenek ve göreneklere, örf ve adetlerden ahlak ve din kurallarına, hatta yazılı olmayan yasa ve anayasa kuralına kadar toplumu yöneten bütün kuralları ifade eder. Kız istemeden gelin almaya, düğünde oyuna çıkış ve dans kurallarına, gelinin kendi ailesine götürülmesinden tekrar geri getirilmesine, doğumdan çocuğun yürüme çağına gırmesine, çocuğun p'ur/qan olarak eğitilmek üzere başka bir aileye verilmesinden, eğitildikten sonra tekrar kendi ailesine gönderilmesine, sokakta atlı veya yay olarak yürümekten oturup kalmaya, konukluğa, savaştan barışa kadar. Öyle ki, geleneksel Çerkes toplumunda Khabze kuralları, toplumun hemen bütün bireyleri tarafından bilinir. Cünkü bu kurallar, ya doğal toplumsal yaşam süreci içinde herkesin katkı ve katılımıyla oluşmuştur ya da aileler düzeyinde temsilcilerin katkısıyla oluşturulmuş, paylaşıralak, yaparak, yaşayarak öğretilmiş ve benimsetilmiş kurallardır.
GELENEKSEL HUKUK – KHABZE
Çerkes toplumu, günümüz dünyasındaki İngiltere örneğine benzer biçiminde, yazılı olmayan geleneksel hukuk kurallarıyla yönetilir. Çerkes yaşamında örf-adet kurallar, hukuk kuralları iç içedir.
Khabze kurallarının başlıca iki temel kaynağı vardır. Biri, toplum bireylerinin, geleksel Çerkes mantalitesi içinde, doğal olarak veya bliçli bir zihinsel faaliyet süreci sonunda “şayet bu konu bir halk meclisi gündemine gelmiş olsaydı acaba nasıl bir düzenleme yapılırdı?” türünden bir soruya vereceği cevaba uygun davranılmasıdır. Böylesi bir davranış, zaman içinde benzer durumlarda kalan başkaları tarafından da benimsenip uygulanarak, zaman içinde Khabze kuralı haline gelebilir. Khabzenin ikinci temel kaynağı ise Xase adı verilen halk meclisinin kararlarıdır.
Khabze denilen geleneksel hukuk kuralları esas olarak Xase adı verilen yasama meclisi tarafından oluşturulur. Uygulama toplumun tümü tarafından izlenir ve denetlenir. Geleneksel Çerkes toplumunda yaygın ve etkili bir sosyal denetim mekanizması vardır. Khabzeye aykırı davranışlar, öncelikle lokal düzeyde çözülmeye çalışılır. Mümkün olduğu kadar hiyerarşik olarak üst düzeydeki toplum önderlerine – Thamadelere ulaştırılmamaya çalışılır. Çünkü olumsuzların, yerinde çözülüp giderilmesi, dillendirilip yayılmaması esastır. Bir Atasözü : “Kötülüğü dinlendirirsen azar, iyiliği dillendirirsen ürer” biçimindedir. Bununla birlikte, yerel düzeyde çözülemeyen sorunlar hiyerarşik olarak bir üste ve nihayet en üst düzeyde de Xase'ye taşınabilir. Khabze'ye aykırı davranışlar, her düzeyde yaptırımlarla karşılanabilir. Xase mahalle/köy, yöre, bölge ve ülke düzeyine kadar her düzeyde vardır ve işlevseldir. Ancak Xase, günümüzdeki gibi sürekli görev yapan bir yasama organı değildir. Gerektikçe toplanan, sorunu görüşüp karara bağladıktan sonra dağılan geçici ve onursal bir yasama organı, bir halk meclisidir. Xaseye her aile gündem konusu soruna ilişkin olarak kendisini en yetkin biçimde temsil edebilecek bir temsilcisiyle katılır. Xaseye katılmak herkes için bir onurdur ve Xaseye katılma görevi onursal bir görevdir. Asla herhangi bir maddi ücret, bedel sözkonusu değildir. Xaseye katılmanın bedeli, saygınlık ve itibardır.
Geleneksel Çerkes hukukunda en önemli yaptırımlar, toplum tarafından ayıplanma, kınanma, razı etme veya gônül alma, tazminat veya bedel ödeme (ğepşınej) ve sürgündür (değeç). Geleneksel Çerkes hukukunda ölüm cezası yoktur. Çerkes İnsanının kişilik yapısı, geleneksel olarak kendi haklarına saygı bekleyen herkesin, başkalarının hakkına saygı göstermesi ilkesine göre biçimlendiği için, açık bir savaş ortamı dışında, geleneksel Çerkes sosyal yaşamında öldürmeyi gerektirecek düzeyde gerginlik ve çatışma pek az görülür. Böyle bir durum ortaya çıktığızamanda, durumdan haberdar olan biri durumu derhal toplumun kanaat önderlerine iletir
CERKES DELİKANLILARI
Delikanlı deyimi Çerkesler'de ergenlik çağı gelmiş genç anlamında kullanılmaz. Çünkü Çerkes çocukları on yaşını geçince artık delikanlı sayılır. Kendilerinden mertlik özellikleri beklenir ve istenir. Bunu sağlama konusunda Çerkes görgü yöntemleri rekabet kabul etmez.
Ağıtları, şarkıları hala dillerde dolaşan Prens (Pşikoy) Rus ordusuna saldırarak ünlü Baş Komutan General Zass’ı atından aşağıya attığı, generalin bindiği atı alıp getirdiği, o kanlı savaşta üç kez at yararak değiştirdiği, ancak kendisi yorulmayarak: "Atımı sevgilime götürünüz. Başkaları tuzlu su akıtırken kendisi kanlı su akıtsın" diyerek şehit olduğu zaman henüz ergenlik çağına gelmemişti. Değişik savaşlarda sekiz yara almış olan Şeruluk, şehit olduğunda on dört yaşındaydı. Çocukların yükseklik derecesini gösteren bu gibi cesaret örnekleri pek çoktur. Onlardaki bu yeteneği doğanın onlara verdiği özel bir ayrıcalık olarak kabul etmek yerindedir. Çünkü yüksek bir ruh taşıyan Çerkes delikanlısının sağlam kişilikleri hiç bir konuda başkalarından geri kalmasına izin vermez. Kendisine onur ve makam oluşturacak tek aracın soyu ve serveti değil, çok başka özellikler olduğunu bilir. Bundan dolayı Çerkes delikanlılarının hepsinde üstünlük iddiası ve şöhret eğilimi fazladır. Savaş meydanında, toplantılarda, eğlencelerde yüksek görgüsüyle, yüksek kişiliğiyle yaşıtlarına yüksek olduğunu göstermeye çalışır.
Delikanlı arsız değildir. Ancak acizlik bilmez. Uyuşuk ve sessiz yaşamı sevmez. Sonsuz özgürlük diyarı olan bir yerde doğup büyüdüğünü çok iyi bilir. Hareketli ve atak bir ortam içinde canlı ve hareketli olmak gerektiğini bilir. Bundan dolayı ortama uymaya çaba gösterir. Söz kendisine düştüğü zaman oldukça rahat konuşur sorununu dile getirir. Özellikle toplantılarda güzel söz söylemek, Çerkeslerce çok onurlu bir özellik sayıldığı için, o gibi yerlerde sıkılmak, kekelemek, beceriksiz davranmak delikanlı için büyük bir özür ve ayıp sayılır. Bundan sözederken Mr.Bell aynen aşağıdaki açıklamaları yapıyor:"Meclislerde halk işlerini görme sırasında, büyük bir topluluğa karşı insanların hiç sıkılmayarak kolaylıkla anlatıcı ve güzel konuşmalarda bulunması beni hayran bırakmıştı. Bu güzel örnek özgürlüğe, toplulukların çokça olmasına, genel çıkar için herkesin büyük ilgi göstermesine yorumlanabilir. Serbest konuşanların içinde hepsinin üstünde iki kişi mertçe, hatip tavırlar ile benim şimdiye kadar Ayan ve millet meclislerinde avukatlar toplantılarında, tiyatro sahnelerinde seçkin olarak gördüklerimin hepsiyle rekabet ederler"
Güzel söz söylemeye, serbest söyleve alışmak için delikanlılar, büyüklerin bulunmadığı ortamlarda alıştırma yaparlar. Aralarında yaptıkları muhabbet toplantılarında bu yeteneklerini geliştirirler. Ayrıca bu toplantılar bir görgü okuludur. Toplantılar açıktır. Gençler orada gördükleri kuralları, gerekli gördükçe göstermeye hazırlanmak zorundadırlar.
Mr.Bell diyor ki:Çerkesler düşüncelerini canlı, çoğunlukla açık ve hızlı bir biçimde ortaya koyma konusunda büyük bir üstünlük gösteriyorlar. Halk, doğaları gereği tartışma ve değerlendirmeye alışkın olduklarından çoğu kez küçük şeyler için tartışma olur.”
İşte bu eğitimin sonucu olarak delikanlıların davranışlarında doğal bir serbestlik, gerçek bir kibarlık görünür. Başka uluslarda hükümdar dairelerine ait sayılan yüksek nezaket ve inceliği Çerkes delikanlıları doğal bir yaşam biçimi olarak öğrenirler. Bu nedenle davranışlarında ikiyüzlülük görünmez, temiz bir doğallık gösterir.
Nefsini dizginlemek Adighe olmanın birinci koşulu olduğu için Adighe delikanlısı hiç bir hareketinde kötü alışkanlıklara düşmez. Her konuda “VERKİĞ” yani kibarlık onun rehberi olur. Çünkü kibarlığı ihmal etmeyi insanlığı bırakmakla bir tutar.
Adighe delikanlısı korku bilmez. Yürek, akıl, irade onun için esas olduğu gibi cesareti cahilce değil akıllıca yapmak ister. Bundan dolayı Çerkesler; “cesurdan korkma o, cesaretini haklı işlerde mücadelede gösterir” derler. Delikanlıların medeni cesaret konusundaki Mr. Bell’in önceden anlatılan sözleri de dikkate değer. “Onlarda korku büyük bir kusur sayılır.”
Çerkes delikanlılarının kahraman yetişmesindeki etkenlerden biri de şiirleridir. Onlarda cinsellik duygularına seslenen şiirler yoktur. Dans müzikleri dışında bütün şiirleri yiğitliğe, iyiliklere ilişkin taşlama ile ağıtlardır.
Her olay üzerine Çerkes ozanları olayda kendini gösterenlerin övgüsünü, becerisizlik gösterenlerin taşlamasını gösteren şiirler söylerler. Böyle şiirler erkek, kız herkesin dilinde dolaşır. Her toplulukta kahramanların adı saygıyla anılır, beceriksizlerin de adları alay ile yinelenir. Bu hareket delikanlıların erdem ve görgüsüne büyük etkiler yapar ve delikanlı bu övgülerde adı geçsin diye ün ve onur sahibi olmasını sağlamak için harikalar yaratmak aşkını taşır.
Mr.J.BELL diyor ki: “Her türlü örgütten ve araçtan yoksun olan Çerkeslerin Rusya'ya karşı bu denli uzun süre direnç göstermelerindeki gizem ve bilgeliği bilmek isteyenler için şu iki nedenden başka bir şey bulamadım. Birincisi, herkesi sosyal görevini yapmaya zorlayan sosyal duygu, ikincisi, bireyler arasında kahramanlık konusunda rekabet bulunmasıdır.
Çerkes delikanlıları ile kızlarının toplantılarda serbest ve beraberce bulunmalarında erkeklerin mert ve nazik görgülü davranmaları da önemli bir etkendir. Çünkü kızların saygı ve arzusu, erkeğin varlık ve dış görünüşünden çok kibarlığında, mertlik özelliklerindeki ününedir.
CERKES KIZLARI
Cerkes kızlarının sosyal durumu hiç bir ulusun kızlarına benzemez. Doğuda kızlar kapalı, örtülü ve hapis, batıda güvensiz bir özgürlüğe sahip. Çerkes kızları ise tam bir gelecek ve özgürlüğün sahibidir.
Mr.Longworth gibi Avrupa mantığı ile kadını düşünen bir kişi bile bu derece geleceği çok görür ve Avrupa kadınlarında bu kadar özgürlüğün olmadığını söyler. Mr.J.Bell ise''Çerkes kadınlarının tavır ve hareketinde islam usülü galiptir. Ancak Çerkes kızları eski Çerkes geleneklerine tümüyle bağlı olup Avrupa'nın özellikle yüksek tabakasına mensub kadınlarına, tavır ve hareketine tümüyle uyuyorlar''diyerek Çerkes kızlarının yaşam biçimini övüyor. Doğallıktan gelen bu yaşama biçiminin eleştiriye değer bir tarafı yoktur. Çünkü hukukuna sahip,kişilikli herbir kadın için en doğru yol budur. Çerkes kızlarıda Çerkez delikanlıları gibi kendini gösterme, üstün gelme, daha yüksek dereceye erişmek aşkını taşırlar. Hiçbir konuda ikinci kalmamaya çalışırlar.
Kızlar ailenin en nazlı bir bireyidir.Baba çocuklarından yanlız kızlarına yumuşak davranır. Anne bütün şevkat ve dikkatini ona yöneltir. Kardeşleri taparcasına severler. Aile içinden hiç biri bu aziz konuğun gönlünü kırmaz. Kız annesinin bir görev arkadaşıdır. Ona her konuda yardım eder. Dikiş tümüyle kıza aittir. Hatta kızı olmayan komşuların dikişlerinede yardım eder. İplik eğirmek, şayak dokumak kızın görevlerindendir. Aile bireylerinin elbiselerinin temiz olması, yırtık bulunmaması, konuk ve oturma odalarının yılda birkaç kez badana edilmiş olması, konuk odası yatak ve takımlarının temiz bulunması, kızın ününü ve değerini artırır. Çünkü Çerkesler;kızların değerini güzelliğiyle değil ev kadını olabilmek için gösterdiği yetenekle değerlendirdikleri için kızlar tembel ve beceriksiz, havai olmamaya, son derece aktif ve temizliğe uymaya zorunludurlar.Köylü yaşamı yaşayan ve genellikle zengin olmayan Çerkesler'in yalın ve rahat küçük evlerinde görülen ve ruhu okşayan temizlik ve özen, kadınların yoktan var ettikleri gönül çekici düzenlerle ve güzelleştirmelerde herhalde takdire değer.Yüksek bir terbiye ruhunun orada hakim olduğunu gösterir.
Kız erkeklere armağan verir ve armağan alır. Bu biçimde arkadaşlarıyla bir erkek gibi diyalog kurabilir.
''Mamrukaya şaş'' adıyla tanınmış bir kız, bir çok isteklileri varken ''bir adam için bu kadar arkadaştan nasıl vazgeçeyim'' diye geç yaşına kadar evlenmemiştir. Bu söz Çerkes kızlarının evlenmeden önce geleceklerini, evlendikten sonra kocalarına, anneliğe ne derece samimiyetle sevgi beslemek ve sadık kalmak istediklerini gösterir. Doğuştan zeki olan Çerkez kızları konuşmalarında gayet zarif nükteler yaptıklarından, delikanlıların en korktukları şey kızların karşısında zor durumda kalmalarıdır. Konuşma özgürlüğü içinde genellikle şakalı, ancak ince bir uslüp kullanılır. Kaba tavır ve söz sevilmez ve ayıp sayılır. Bunun için inceliğe son derece önem verirler. Delikanlı kızlarla serbest görüşmeyi, onların iltifatlarına mahzar olamayı kendileri için bir hak sayarlar. Mr.Longworth Çerkes kızı ve delikanlılarının bu serbest kaynaşmasından sözederken akla gelebilecek olanları açıklayarak; ''Honi soit qui maly pense'' yani ''Bundan kuşku duyana lanet olsun” diyor.
Çerkez kızlarını görmemiş bazı Avrupa yazarları Çerkes kızlarına kama taşır diye bir değerlendirme yaptılar. Bu olacak şey değildir. Oysa, bu kızların tek silahı namusudur. Onun namus sevgisi önünde her şey saygıyla eğilir ve bir kızın namusunun lekelendiği görülmemiştir. Mr.J.Bell'de Çerkes kızları göğüste çapraz gümüş düğmelerle iliklenmiş sıkı montları ile, sırma şerit ve gümüş topla süslenmiş taçlarıyla bir savaşçı gibi görünürler. Ancak saldırgana karşı bütün silahları yüksek namuslarıdır. Bu giysi içinde saç örgülerinin belden aşağıya uzanması, nazik hareketleri, özellikle uzun boylu kızlara gerçekten zerafer özelliği veriyor. Kızlar sürekli yüzleri açık olarak gezerler. Ancak öyle arsızca erkek kalabalığına asla girmezler. Erkekler dolu olduğu halde konuk odasına, yaralıya hizmet etmek üzere geldiğini defalarca gördüğüm güzel ve uzun boylu kız orduda arkadaşlarına karşı bu sakeri görevi yapan ''ORLEAN KIZLARINI'' bir kaç defa aklıma besttir. Evinde erkeklerin ziyaretini kabul eder,konuğa saygı gösterir. Ancak bu konuda yalnız ana ve baba değil, ailenin büyüklerinden kimse yanında bulunmaz. Aslında kızın bulunduğu topluma ana-babanın girmemesi gerekir. Bunun için kızı düğünde bulunan baba dans yerinde bulunamaz, babanın yanında kızın oynaması saygısızlık diye nitelendirilir.
KAŞENLİK
Çerkeslerin günümüze kadar devamlılığını sürdüren geleneklerin birisi de "kaşenlik adetidir. Bu adet bekar genç kız ve erkekler arasında evlilik öncesi dönemde gerçekleşmektedir. Diğer geleneklerde olduğu gibi habze adı verilen kurallarla sınırlıdır. Kaşenlik birbirinden hoşlanan genç kız ve erkekler arasındaki arkadaşlık ilişkisine denmektedir.
Çerkes kız ve erkekleri birbirleri ile düğünlerde, toplantılarda, muhabbet ortamlarında birlikte olurlar. Bu toplantılar en yaygın olarak köylerde görülür. Bu tür toplantılarda genellikle bir kaç köyün gençleri biraraya gelir. Sabahlara kadar süren sohbetler, oyunlar ve eğlenceler yapılır. Bu geceler gençlerin birbirlerini tanımalarına yardımcı olmaktadır. Muhabbet geceleri bir eğlence kaynağı olduğu kadar aynı zamanda eğitim yereri de sayılmaktadır. Kızlar ve erkekler belirli bir yaştan başlayarak bu tip toplantılarda Çerkes adet ve görenekleri çerçevesinde eğitilirler. Bütün eğlence, düğün ve toplantılarda "thamate" adı verilen bir kişi bulunur.
Kim Kimle Kaşen Olabilir?
Aynı sülaleden olan kişiler kaşen olamazlar. Akrabalık derecesi ne kadar uzak olursa olsun yasaktır. Aynı köyden kişilerin kaşen olmaları hoş karşılanmaz. Bu kural günümüzde biraz yumuşamıştır. Artık aynı sülaleden olmamak koşuluyla kaşenliğe fazla tepki duyulmamaktadır. Muhabbet toplantılarında kızlar ve erkekler karşılıklı otururlar.
Birden Fazla Kaşen
Gençlerin her toplantıda farklı kaşeni olabildiği için bir Çerkez kızının ya da erkeğinin evleninceye kadar çok fazla kaşeni olabilmektedir. Toplantıda amaç tanışmak, eğlenmek ve kendine uygun bir eş seçmek olduğu için kaşenlik bazen ciddi bazen de şaka şekliyle ortaya çıkmaktadır. Sayısı fazla olan şaka kaşenliğinin çok fazla bir ciddiyeti yoktur.
Kız ya da erkek birbirlerinin daha önceki kaşenlerine karşı herhangi bir olumsuz tavır takınmazlar. Eski kaşenlerle sosyal ilişkiler kesilmez. Çünkü daha önceki kaşenlerin şaka olduğunu her iki tarafta kabullenmiştir. Kadın ya da erkek eski kaşenleriyle bu benim eski kaşenim diye espri yapabilir. Dolayısıyla kızın ya da erkeğin birden fazla kaşeni olması yadırganmamaktadır.
Evlenmeye Aracı Olan Kaşenlik
Pseluk ile başlayıp daha sonra da devam eden kaşenlik iki bölümü ayrılmaktadır. Bunlardan birisi şaka diğeri ise ciddi kaşenliktir.
Şaka kaşenliğine semerko denmektedir. Bu durumda kişiler ciddi olmasalar bile yalnız o geceye ya da bir kaç geceye mahsus kaşen olabilirler. Burada amaç eğlenmek, birbirlerini tanımak bunu yaparken de hoş zaman geçirmektir. Şaka kaşenliğinde kız ve erkek birbirlerine sanki evleneceklermiş gibi övgü dolu sözler söyler.
Kaşenliğin bir de ciddi boyutu vardır. Bu durumda birbirlerini beğenen kız ya da erkek evlenmek için arkadaşlık kurmak isterler. Eğer karşı taraf kabul etmişse diğer toplantılarda da görüşerek bu ilişkiyi devam ettirirler. Ancak ciddi kaşenlikte daha çok pisehluk ile başlamaktadır. Erkek bir kaç arkadaşını alarak kızın ya da onun herhangi bir akrabasının evine gider. Kızın da mutlaka yanında bir ya da bir kaç arkadaşı bulunmak durumundadır. Burada kıza kaşenlik teklifini sunar. Bu durumda kız ve erkek arkadaşlarının yanında teklifi değerlendirirler. Birbirlerinden beklentilerini ve isteklerini söylerler. Kaşenliğin her iki boyutunun da kendine özgü kuralları vardır. Kaşenlik eğer ciddi ise ve sonuçta evlilik düşüncesi ile kişiler birbirlerini tanımaya çalışıyorsa bu durumda toplantılarda şaka kaşenliği gibi ulu orta gündeme getirilmez. Bu durumda bir çok muhabbette bir araya gelebilirler, bir çok konudan konuşarak birbirlerini daha iyi tanımaya çalışırlar. Ancak ilişkileri diğer kaşenliğe göre resmiyet kazanır. Diğeri kadar serbest değildir. Her ne kadar bu kişiler evlilik kararıyla birbirlerini tanımaya çalışsalar da mutlaka evlenecekler diye bir koşul yoktur. Eğer bir engel söz konusu ise her iki taraf bu durumdan vazgeçebilir.
Evlenme Sözü ve Euç
Kişiler evlenmeye karar verirlerse bu kez kendi aralarında sözleşirler. Bu durumda da euç denilen bir armağan verilir. Euç söz karşılığı verilen maddi bir armağandır. Söz verdi anlamına gelir. Kaşenlik sonucunda evlenmeyi kabul etti demektir. Bu armağanı erkek bayandan ister. Bayan da kendi insiyatifinde bir armağan verir. Bu armağan bir boyun bağı, mendil, yüzük, bilezik olabilir. Erkek de bunun karşılığında kıza bir yüzük vermektedir.
Bu karşılıklı amağan verme durumu yalnız kız ve erkek arasında olmaz. Kızın ve erkeğin yanında arkadaşlarından ya da akrabalarından birkaç kişi bulunmak durumundadır. Söz verme ve armağan verme olayı onların tanıklığında olmaktadır.
Evlenmek amacıyla kaşen olan ve bunu söz altına alan genç kız ve erkekler bu durumda toplumdan ayrı bir yerde yalnız başlarına konuşamazlar. Onların yanlarında mutlaka arkadaşları da olmak durumundadır. Toplumun dışında ve toplumdan habersiz bir yerde konuşmaları yasaktır. Bu durum evleninceye kadar böyle devam eder.
Eş Seçimindeki İncelik
Gerek evlenmeye karar veren gerek yalnız bir kaç toplantıda kaşen olan kişiler birbirlerini aileleri ile tanıştırmazlar. Arkadaşları ve o ortamda bulunan kişiler onların kaşen olduklarını bilir. Anne ve babalarına kaşen olduklarını söyleyip birbirlerini tanıştırmaları ayıp olarak karşılanır. Aileler kızın ya da erkeğin kaşenini toplumlardaki diğer kişilerden öğrenerek haberdar olurlar. Ancak evlenme zamanında ailelere bildirilir. Bu durumdan da yalnız anneye sözedilir. Kaşenlik adeti Çerkez toplumunda kızın ya da erkeğin evleneceği kişi hakkındaki kararı kendilerinin vermesini sağlar. Büyükler müdahale etmezler. Ancak evlenmek üzere kaşen tercihi yapan kişiler daha çok aile yapılarına uygun toplumsal kurallara ve adetlere uyacak kişileri tercih ederler. Bu nedenle birçok toplantıda kız, erkeğin ya da erkek de kızın hal ve hareketlerini kontrol eder.. Evlilik tercihi yaparken bu tip kişilerle yapmayı isterler. Çünkü Çerkes kültüründe toplumsal normlara uygun olarak hareket etmek gerekmektedir. Bireylerden görgü kurallarına gelenek ve göreneklere uygun davranış göstermesi beklenmektedir.
Kız Kaçırma
Kaşenlik ile başlayan evlilik aşamasında nişanlılık ve söz gibi durumlara pek rastlanmaz. Bunun en önemli nedeni kaçırma şeklinde evlenmenin gelenek ve göreneklerinde yer almasıdır. Gençler evlenmeye karar verdikten sonra maddi olanaksızlıklar, kendisinden büyük başka birinin evlenecek olması gibi nedenlerden dolayı kaçırma biçiminde evlenmeyi tercih ederler. Ancak Çerkes kültüründeki kaçırma şekli diğer uluslardan farklı olarak kendine özgü bir nitelik gösterir. Bu şekilde evliliğin olması nişan ve söz gibi törenlerin yapılmasını gerekli kılmamaktadır.
Yine kişiler zaten kaşenlik dönemlerinde birbirlerini yeterince tanıdıkları için ayrıca bu tür dönemlere gerek duymazlar. Ayrıca Çerkeslerde adetler kişilerin ilişkilerine çok fazla sınırlama getirdiği için bu döneme her iki tarafında katlanabilmesi zor olur. Çünkü nişanda büyüklerde işin içine girerler. Onlarla olan iletişimde konuşma ve görüşme yönünden bir takım güçlükler olduğu için kişiler nişanlı olarak kalmayı pek tercih etmezler. Ancak günümüzde söz ve nişanlılık dönemi Çerkesler arasında da yaygınlık kazanmıştır.
"BİZ ÇERKESLER" kitabından alınmıştır (KAFFED)

9 Ocak 2014 Perşembe
BİZ MİLLETİMİZİN BÖLGEMİZİN DÜNYAMIZIN BARIŞI YARINLARI İÇİN YOLA ÇIKIYORUZ
Saygı değer aziz milletimiz biz demiyoruz mevcut meçlisteki İktidar ve müalefet parti liderleri yazılı ve görsel medya önünde konuşuyorlar yazılı ve görsel basınımızda ki muhabirlerimizde yazıyorlar çiziyorlar tv gösteriyorlar bizde şimdi aziz milletimizin ve bizlerin kafa karışıklığının giderilmesi adına soruyoruz buyrun birlikte geçmişi analiz edelim.sorularımızıda soralım
1 .Özel yetkili Cumhuriyet Savcısı Sayın Zekeriya ÖZ bey ve Polis müdürleri ve polisler Ergonokon Bolyoz Ay ışığı Sarı kız KCK gibi davalara bakarken göz altına alırlarken alınan onlarca insanların bilgilerini çarşaf çarşaf basınla paylaşılırken etik olurken iktidarın bir numaralı savunduğu müalefet partilerinin yerden yere vurduğu sacı polis müdürleri ve polisler değilmiydi ?
2 .17 aralık 2013 yolsuzluk operasyonununda savcısı yine sayın Zekeriya ÖZ bey ve polis müdürleri polisler aynı kişi değil mi şimdi iktidarın lideri ve parti mensuplarının bir numaralı düşman ilan etdiği görevlerinden aldığı yerlerini değiştirerek yerden yere vurduğu şimdi müalefet parti liderlerinin ve mensuplarının savunduğu en büyük dostları olduğu kişi aynı savcı ve polis müdürlerimiz polisler değil mi şimdi bu yetkili savcının yurt dışlarına gidiş çıkışlarını bilmiyormuydunuz yada biliyordunuzda sesiniz çıkarmıyordunuz görmezden mi geliyordunuz yolsuzluk operasyonu sebebiyle ucu kendinize çocuklarınıza akrabayı talukatınıza dokununcamı farkına vardınız siz müalefet partilerin liderleri işinize gelincemi iyi oldu ?
3 .Daha önceki yargılamalardada aynen böyle konpas kuruldu şimdide bize diyeni bizmi sizmi baş danışman yaptık yoksa elime kalemi zorla verip yazdırdık
2010 yılındaki anayasa referandumunu hazırlayanların başında gelen anayasa profösorunuza cemaatlara mensup yada ilişkisi olan 2000 kişilik liste elimizde demeyi zorlamı yazdırdık söylettik.
4 . Ülkeyi yöneten İktidar Partisi Ak parti Lideri sayın başbakan Türkiye cumhuriyeti devleti bölgesinde lider ve büyük devlet kökü bin yıllara dayanan ve tekrar büyük olma yolunda emin adımlarla ilerliyor demiyormuydu demedimi tv lerde hep beraber izlemedik mi şimdi aynı lider 8 ocak 2014 japonya gezisinde Türkiyenin ve bizim bölgemizde büyük devlet ve lider olma gibi bir arzumuz ve hevesimiz yoktur dedi bunun hangisi doğru hangisi yanlış
5. Yasama görevini yapan millet vekillerimiz parti liderlerinin emir askerlerimi yanlış olduğunu bildikleri halde düzenlenen yasalara emret tamam anlaşılmıştır komutanım diyerek evet demişlerdir yoksa bu aziz milletin vekilleri olarak evet demişlerdir öyle olmuş olsaydı nasıl ki vatandaşın kendisi evladı akrabaları anında alıyor yargılanıyor sorgulanıyorsa yürütme görevini yapan hükümetinde evlatları yakınları sorgulanmalı değilmiydi kendileri demiyoruz çünkü onların ayrıcalığı görevde durdukları sürece dokunulmazlıkları mevcutdur.
6. Aziz milletim şimdi yasama yürütme birlikte düzenlemeleri yasaları yapar yargıda denetler uygular yetkileri içerisinde şimdi yasamaya yürütmeye yargıya soryoruz bizler bu ülkeyi yönetenler yönetdikleri ülkenin polisine yargısına güvenmez ve evlatlarını akrabaları emanet etmedikleri yerlere hanği hak ve yetkiyle bizlerden istemektedirler demiyecekmiyiz siz aynı polise ve adaletin temsilcilerine güvenmediniz de bizler nasıl güvenelim demiyelim mi?
Türkiyede bu hukuku bu duruma düşürenler iktidarı vede müalefeti hukukcuları akademisyenleri yazılı ve görsel basını çok büyük vebal altındadır bunun partiyle particilikle bir alakası yok bunun ülkemizin geleceği evlatlarımızın yarınları insan hakkı hukukuyla vijdanla alakası vardır ALLAH esirgesin her aklına esen istediği gibi kanun cıkarmaya rakip gördügü toplumu yok etmek için kanunlarla oynarsa ülkemizi kaosa sürükler onun içinde çok dikkatli bu sürecten çıkmamız gerekir bunun yoluda birilerine göre yada günü kurtarma yok etme sindirme için yasa olsun torba dolsun kanunlar yaparak değil bu ülkenin milletin geleceğini evlatlarımızın yarın karşılaşacakları çan mal guveniğinin teminatı olacak uygulana bilir hukukun üstünlüğünü düşünen yasalar yapan yasamadan gecer diyor saygı ve sevgilerimizi sunuyoruz yüce milletimize ve kamu oyumuza
1 .Özel yetkili Cumhuriyet Savcısı Sayın Zekeriya ÖZ bey ve Polis müdürleri ve polisler Ergonokon Bolyoz Ay ışığı Sarı kız KCK gibi davalara bakarken göz altına alırlarken alınan onlarca insanların bilgilerini çarşaf çarşaf basınla paylaşılırken etik olurken iktidarın bir numaralı savunduğu müalefet partilerinin yerden yere vurduğu sacı polis müdürleri ve polisler değilmiydi ?
2 .17 aralık 2013 yolsuzluk operasyonununda savcısı yine sayın Zekeriya ÖZ bey ve polis müdürleri polisler aynı kişi değil mi şimdi iktidarın lideri ve parti mensuplarının bir numaralı düşman ilan etdiği görevlerinden aldığı yerlerini değiştirerek yerden yere vurduğu şimdi müalefet parti liderlerinin ve mensuplarının savunduğu en büyük dostları olduğu kişi aynı savcı ve polis müdürlerimiz polisler değil mi şimdi bu yetkili savcının yurt dışlarına gidiş çıkışlarını bilmiyormuydunuz yada biliyordunuzda sesiniz çıkarmıyordunuz görmezden mi geliyordunuz yolsuzluk operasyonu sebebiyle ucu kendinize çocuklarınıza akrabayı talukatınıza dokununcamı farkına vardınız siz müalefet partilerin liderleri işinize gelincemi iyi oldu ?
3 .Daha önceki yargılamalardada aynen böyle konpas kuruldu şimdide bize diyeni bizmi sizmi baş danışman yaptık yoksa elime kalemi zorla verip yazdırdık
2010 yılındaki anayasa referandumunu hazırlayanların başında gelen anayasa profösorunuza cemaatlara mensup yada ilişkisi olan 2000 kişilik liste elimizde demeyi zorlamı yazdırdık söylettik.
4 . Ülkeyi yöneten İktidar Partisi Ak parti Lideri sayın başbakan Türkiye cumhuriyeti devleti bölgesinde lider ve büyük devlet kökü bin yıllara dayanan ve tekrar büyük olma yolunda emin adımlarla ilerliyor demiyormuydu demedimi tv lerde hep beraber izlemedik mi şimdi aynı lider 8 ocak 2014 japonya gezisinde Türkiyenin ve bizim bölgemizde büyük devlet ve lider olma gibi bir arzumuz ve hevesimiz yoktur dedi bunun hangisi doğru hangisi yanlış
5. Yasama görevini yapan millet vekillerimiz parti liderlerinin emir askerlerimi yanlış olduğunu bildikleri halde düzenlenen yasalara emret tamam anlaşılmıştır komutanım diyerek evet demişlerdir yoksa bu aziz milletin vekilleri olarak evet demişlerdir öyle olmuş olsaydı nasıl ki vatandaşın kendisi evladı akrabaları anında alıyor yargılanıyor sorgulanıyorsa yürütme görevini yapan hükümetinde evlatları yakınları sorgulanmalı değilmiydi kendileri demiyoruz çünkü onların ayrıcalığı görevde durdukları sürece dokunulmazlıkları mevcutdur.
6. Aziz milletim şimdi yasama yürütme birlikte düzenlemeleri yasaları yapar yargıda denetler uygular yetkileri içerisinde şimdi yasamaya yürütmeye yargıya soryoruz bizler bu ülkeyi yönetenler yönetdikleri ülkenin polisine yargısına güvenmez ve evlatlarını akrabaları emanet etmedikleri yerlere hanği hak ve yetkiyle bizlerden istemektedirler demiyecekmiyiz siz aynı polise ve adaletin temsilcilerine güvenmediniz de bizler nasıl güvenelim demiyelim mi?
Türkiyede bu hukuku bu duruma düşürenler iktidarı vede müalefeti hukukcuları akademisyenleri yazılı ve görsel basını çok büyük vebal altındadır bunun partiyle particilikle bir alakası yok bunun ülkemizin geleceği evlatlarımızın yarınları insan hakkı hukukuyla vijdanla alakası vardır ALLAH esirgesin her aklına esen istediği gibi kanun cıkarmaya rakip gördügü toplumu yok etmek için kanunlarla oynarsa ülkemizi kaosa sürükler onun içinde çok dikkatli bu sürecten çıkmamız gerekir bunun yoluda birilerine göre yada günü kurtarma yok etme sindirme için yasa olsun torba dolsun kanunlar yaparak değil bu ülkenin milletin geleceğini evlatlarımızın yarın karşılaşacakları çan mal guveniğinin teminatı olacak uygulana bilir hukukun üstünlüğünü düşünen yasalar yapan yasamadan gecer diyor saygı ve sevgilerimizi sunuyoruz yüce milletimize ve kamu oyumuza
7 Ocak 2014 Salı
MÜSLÜMAN VE TÜRK MİLLETİ OLARAK HEP BAŞKALARINI SUÇLARIZ
Biz Müslüman alemi ve Türk milleti olarak bir olumsuzluk olduğunda sucu hep başkalarında ararız kendi hatalarımızı başkalarına atarız ondanda rahatlık huzur duyarız kendi üzerimize düşeni zamanın da tetbirini alıp gereğini yapmayız iş işten geçtikden sonra onu bunu suclarız Malesef acıları cekken hep bizler oluruz Allah bütün yer altı ve üstü zenginlikleride bize vermesine rağmen kullanmasını paylaşmasını kanat etmesini bilmeyiz sözde müslümanız deriz müslüman kardeşlerimizin tüyü bitmedik yetimlerinin haklarını çalar çırpar genel müdürü oldugumuz bankamıza emrimizdeki savcı hakim ve polislere güvenmez evlerimizde ki çelik kasalara ayakabı kutularına dolarları yuroları saklarız bakanlıklardaki yüksek mevkilerdekileri günü birlik ümrelere savcıları dubayilere göndereceksiniz takke düşüp kel gözükünce çıkarlar carpışınca ondan sonrada Avrupa Birliğini Amerikayı Rusyayı İsraili Birleşmiş milletleri görevlerini yapan polisleri savcı hakimleri dogruları savunanları insanları iş birlikci devlet içindeki parelel devlet diye Suclarız buna iktidarı ve mualefeti taraftar yazılı ve görsel medyasıda dahil vay bunların Oyunu Emperyalizim Faşizim kominizim diye kendi beceriksizliğimizin tüyü bitmedik yetimin haklarını ilagal ve gayri ahla ki yollardan servet edinir Suclusu onları ilan ederiz Allah onlara da akıl fikir vermiş bizlere de onlara da el ayak göz vermiş bizlere de onlar bunu kendi ülkelerinin menfaatleri Doğrultusunde akıllı ve yerinde kulanabiliyorlarda neden bizler kullanamıyoruz onlar bir yosuzluk olduğu zaman sonuna kadar birlikte hareket Ediyorlarda biz edemiyoruz bir birimizle kavga edip kanını akıtıyoruz sözde Müslümanız ama adam öldürme bizde günahsız kadınlara züllüm Tecavuz bizde savaşlar bizde ezilmeler bizde öldürülenler sürülenler sakat kalanlar işkenceye maruz kalanlar bizde fakır fukararın tüyü bitmedik yetimin hakkını yeme bizde yalan dolan bizde particilik oyunu bizde şimdi bu kadar olan olayların bütün Suclusu Amerika Rusya Avrupa Birliği İsrail Birleşmiş miletlermi görevlerini yapan polisleri savcı hakimleri dogruları savunan insanlarmı Suclu oluyor lütfen biraz hataları kusurları kendimizde Arıyalım bizler nerede yanlış yapıyoruz diye dünya eski Dünya değil teknoleji gelişti insanlar vede ülkeler artık birleşti aradaki engeller kalktı dünyanın yeni nesli bilgili kültürlü vede samimi bırakalım başkalarını Suclamayıda bizlerde barış kardeşlik içinde sen ben demeden siyasi ve cıkarcı menfaatcilerin kendi çocuklarının yakınlarının çıkarları için bizim çocuklarımızın torunlarımızın oyunlarına gelip bölünüp dövüşüp kendimizi de türkiyemizide insanlarımızı da perişan etmeyelim bu dünya ve ülkemiz hepimize yeterde artar da diyor tüm Müslüman Alemine aziz Türk milletime diğer devletlerin ülkelerin vatandaşlarına saglık lı mutlu yaşamlar dilerken Müslüman ve Türk ülkelerin idarecilerine ve devlet yetkililerine de yaşanabilir barış huzur içinde olacak bir dünya için daha aktif ve her türlü kötülüklerin sucların makam mevki gözetmeden üzerine caydırıcı karalar alarak insanlığa hizmet etmelerini bekliyor saygı ve sevgilerimi sunuyorum

2 Ocak 2014 Perşembe
DIŞ POLİTİKAMIZIN EKSENİ BU YÖNLERDE OLACAK ÖZELLİKLE DE DÜNYAMIZIN BARIŞI ÜLKELERİMİZİN KARŞILIKLI ÇIKARLARI İÇİN
Daha önceleri defalarca yazmıştım şahsımın dış politika ve siyaset ve dünya barışı anlayışımı bu sayfalardan mayamar ırak süriye gibi iç şavaşlar sebebiylede birleşmiş milletlerede eleştireimde olmuştur ama bir tahsin bulut olarak olaylara bakış açısıyla üslüp kurulma aşamasındaki Türkiye Çerkezleri Gençlik partisi kurucusu olarak çok farklı oluyor tabiki kşisel görüşüm beni bağlıyordu şimdi ise toplumsal kuruluş olan partimi ve ülkemi bağlar bu neden le dış işlerimizin yönü ABD. AB. RUSYA YUNANİSTAN İSRAİL BALKANLAR ORTA DOGU KAFKASLAR EKSENİ özelikle belirleyici faktorlerimizdir yönümüz hep medeniyetler topluluğu yönünde olacaktır
10 Nisan 2013 Çarşamba
SAYIN ABD BAŞKANI BARRAK OBOMA VE TÜRKİYECUMHURİYET BAŞBAKANI SAYIN RECEP TAYİP ERDOGAN DÜNYA BARIŞININ SİZLERE İHTİYACI VARDIR DAHA SIK DİYALOG İÇİNDE HAREKET EDİNİZ
İŞTE DÜNYA BARIŞININ FORMÜLÜ
1. Dünya barışının temeli Türkiye'
2. Ortadoğu ve İsrail arka duvarı
3. Kafkasya ve Rusya' yan duvarın birisi
4. İkinci yan duvarı Balkanlar ve Yunanistan
5. Ön cepesi Avrupa Birligi
6. Çatısı Amerika Birleşik Devletleri
Kim ihanet ederse bu yapıya dünya ve dünya barışına kötülük işlemiş insanlığa karşı suç işlemiş sayılır bu oluşumun temelliyle oynayan zülüm yapmış olur , çünkü Rusya ve İsrail Çerkes kardeşlerim
Orta Doğu, Kafkasya, Balkanlar, yaşadıkları ülkedeki Türkiye Türk kabilesinde dindaşlarım Müslüman, kardeşlerimin ben İsrail olan sorunların giderilmesi aralarındaki sorunları diyalog yoluyla çözülmesi Türkiyesiz dünyada mutluluk yerine huzursuzluk olduğundan endişe duyuyorum türkiyede barış demek tüm dünyaya barış demekdir dünyada yaşayanlara selam olsun
Tahsin BULUT
1. Dünya barışının temeli Türkiye'
2. Ortadoğu ve İsrail arka duvarı
3. Kafkasya ve Rusya' yan duvarın birisi
4. İkinci yan duvarı Balkanlar ve Yunanistan
5. Ön cepesi Avrupa Birligi
6. Çatısı Amerika Birleşik Devletleri
Kim ihanet ederse bu yapıya dünya ve dünya barışına kötülük işlemiş insanlığa karşı suç işlemiş sayılır bu oluşumun temelliyle oynayan zülüm yapmış olur , çünkü Rusya ve İsrail Çerkes kardeşlerim
Orta Doğu, Kafkasya, Balkanlar, yaşadıkları ülkedeki Türkiye Türk kabilesinde dindaşlarım Müslüman, kardeşlerimin ben İsrail olan sorunların giderilmesi aralarındaki sorunları diyalog yoluyla çözülmesi Türkiyesiz dünyada mutluluk yerine huzursuzluk olduğundan endişe duyuyorum türkiyede barış demek tüm dünyaya barış demekdir dünyada yaşayanlara selam olsun
Tahsin BULUT
06 mayıs 2013
YORUMUMDAN DOLAYI KIZANLARA NEDEN TÜRKİYE VE İSRAİL DÜNYA BARIŞININ İKİ AYAĞI OLDUĞUNU ALT DA AÇIKLIYORUM
Saygı Değer Dostlarım ve Dünya İnsanları malum bu gün 6 mayıs hıdır Ellez günüdür bu hem bizde Yahudülerde Hıristıyanlarda çok önemli bir gün olması gerekmektedir birleşmiş milletler bu günü dünya barış düzen ve birlik de kararlar alma kardeşlik günü olarak ilan etmeli sebebini alt da izah ediyorum
1..KURANI KERİMDE VE HADİSLERDE Raslanmamasına rağmen Enes bin Radiahanın nakline göre Hıdır la İlyas her yıl da bir gün buluşurlarmış oturur kavimleri için insanlık için neler yapabiliriz diye
2..Bunun biri Hrıstiyanlar Yahuduler diğeri ise Müslümanları temsilen O gün Akşamaca Otururlar konuşurlar birlikde gecirirler Obür yıla ererseler neler yapacaklarını planlar beraber hacca giderler zemzemden içerler bir yıl Susammazlarmış
3...Günümüze intikal eden rivayetlere göre Hıdır müslüman İlyas israil ogularından hızır normal insan iylas peygamber imiş günümüzde Hızır Aleyhiselam Hıdırrellez diyedegecer
4.. Zaten dünyanın kuruluşundan var oluşundan bu tarafa Müslümanlarla İsrailogulları birlik de hareket edip kararlar alıp Kardeşçe yaşadılar dünyaya huzur mutlulu yok hakim Olmuş dur ne zamanda tartışmaya kavgaya başladılar dünya Savaşlarla ölümlerle yoklukla boğuşmuş dur her ne kadarda eski orta okul mezunu da olsan okumayı araştırmayı gelişmeyi geliştirmeyi paylaşmayı sevdiğimden insanlara ve İnsanlığa faydalı olabilmek için bunları paylaşıyorum sizlerle
5.. Bunlar bir araya gelirler kavimlerini kabilelerini toplarlar eglenceller konuşmalar yaparlar hediyelleşirlermiş birbirlerinden gördükleri iyilikleri yaşadıkları sıkıntıları anlatırlar hal yoluna giderler halklarını beraber imece üsulü çalışarak su ihtiyaçlarını gidermek için kuyular su kanaları Kazarlarmış işte bu sebeden dolayı günümüzde Türkiye cumhuriyetiyle İsrail in birlik de hareket etme mecburiyetleri var Tarih den gelen sorumluluklarının kendilerine yüklediği insanlık adına insanlığın selameti barışı acısında bir birlerini kırma üzme hakları yok dur dış etkenlere acık kapı bırakarak sen ben demede lüksleri yok dur
6....İşte benim dünya barışının iki ayağı Türkiye ve İsrail dememin sebebi bundan ezbere demiyorum araştırmalarım neticesinde böyle yazıyorum vede yazdım saygı değer dünya ve aziz Türk milletim
7.. Şimdi birleşmiş milletleri temsil eden ABD RUSYA İNGİLTERE ALMANYA FRANSA JAPONYA ÇİN Bunların arasında asırlardır İslamın bayrakdarlığını yapmış osmanlının torunlarından oluşan TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN Olmaması bir buçuk milyar muslümanlar adına alınan karaların karar makamındaki sıkıntı bu gün savaşlar olarak kan ızdırap olarak karşımıza çıkıyor işte bunun için dünya barışının ayağının biri yoktur barış binasının temelinin biri eksik oldğun dan dolayı insan alemi çok bedeller ödemektedir bu vesileyle tekrar mayısın 6 dünya insanlarının birlik beraberlik dinler arası kaynaşma bayramı ilan edilerek evrensel boyutda getirilmesinde fayda görüyor tüm dünyada yaşayan insanlara dinlerin mensüblarına ülkelere saygı ve sevgilerimi sunuyorum
İŞTE DAHA ÖNCEKİ YAYINLAMIŞ OLDUĞUM YAZIM ALTDADIR
1..KURANI KERİMDE VE HADİSLERDE Raslanmamasına rağmen Enes bin Radiahanın nakline göre Hıdır la İlyas her yıl da bir gün buluşurlarmış oturur kavimleri için insanlık için neler yapabiliriz diye
2..Bunun biri Hrıstiyanlar Yahuduler diğeri ise Müslümanları temsilen O gün Akşamaca Otururlar konuşurlar birlikde gecirirler Obür yıla ererseler neler yapacaklarını planlar beraber hacca giderler zemzemden içerler bir yıl Susammazlarmış
3...Günümüze intikal eden rivayetlere göre Hıdır müslüman İlyas israil ogularından hızır normal insan iylas peygamber imiş günümüzde Hızır Aleyhiselam Hıdırrellez diyedegecer
4.. Zaten dünyanın kuruluşundan var oluşundan bu tarafa Müslümanlarla İsrailogulları birlik de hareket edip kararlar alıp Kardeşçe yaşadılar dünyaya huzur mutlulu yok hakim Olmuş dur ne zamanda tartışmaya kavgaya başladılar dünya Savaşlarla ölümlerle yoklukla boğuşmuş dur her ne kadarda eski orta okul mezunu da olsan okumayı araştırmayı gelişmeyi geliştirmeyi paylaşmayı sevdiğimden insanlara ve İnsanlığa faydalı olabilmek için bunları paylaşıyorum sizlerle
5.. Bunlar bir araya gelirler kavimlerini kabilelerini toplarlar eglenceller konuşmalar yaparlar hediyelleşirlermiş birbirlerinden gördükleri iyilikleri yaşadıkları sıkıntıları anlatırlar hal yoluna giderler halklarını beraber imece üsulü çalışarak su ihtiyaçlarını gidermek için kuyular su kanaları Kazarlarmış işte bu sebeden dolayı günümüzde Türkiye cumhuriyetiyle İsrail in birlik de hareket etme mecburiyetleri var Tarih den gelen sorumluluklarının kendilerine yüklediği insanlık adına insanlığın selameti barışı acısında bir birlerini kırma üzme hakları yok dur dış etkenlere acık kapı bırakarak sen ben demede lüksleri yok dur
6....İşte benim dünya barışının iki ayağı Türkiye ve İsrail dememin sebebi bundan ezbere demiyorum araştırmalarım neticesinde böyle yazıyorum vede yazdım saygı değer dünya ve aziz Türk milletim
7.. Şimdi birleşmiş milletleri temsil eden ABD RUSYA İNGİLTERE ALMANYA FRANSA JAPONYA ÇİN Bunların arasında asırlardır İslamın bayrakdarlığını yapmış osmanlının torunlarından oluşan TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN Olmaması bir buçuk milyar muslümanlar adına alınan karaların karar makamındaki sıkıntı bu gün savaşlar olarak kan ızdırap olarak karşımıza çıkıyor işte bunun için dünya barışının ayağının biri yoktur barış binasının temelinin biri eksik oldğun dan dolayı insan alemi çok bedeller ödemektedir bu vesileyle tekrar mayısın 6 dünya insanlarının birlik beraberlik dinler arası kaynaşma bayramı ilan edilerek evrensel boyutda getirilmesinde fayda görüyor tüm dünyada yaşayan insanlara dinlerin mensüblarına ülkelere saygı ve sevgilerimi sunuyorum
İŞTE DAHA ÖNCEKİ YAYINLAMIŞ OLDUĞUM YAZIM ALTDADIR
DİKKAT BENDEN DEMESİ SİZLERDENDE DEGERLENDİRİLMESİ
Aziz Milletim Müslüman Kardeşlerim Çerkez Soydaşlarım Abd Rus İngiliz Alman Fransız İtalyan Japon Çin li dünyada beraber yaşadıgımız komşularım ve dostlarım
Bu dünyanın barış
Temeli Türkiye Orta doğu ve Kafkaslar Rusya Balkanlar Yunanistan Avrupa Birliği ABD'dir
Onun içinde İsraillin özür meselesine şahsım olarak çok sevindim çünkü İsrail de Çerkez soydaşlarım var Filisdin de ve orta doğuda Müslüman kardeşlerim var gemide ölen Türk vatandaşlarım gerçek den zor bir süreçten geçiyor dünyanın ekseni yeni oluşumlar gercekleşiriken burada herkim ki Türkiyenin huzuruyla İsraille aralarını bozmak için oyun oynarsa zararını da kendisi görür malum binanın sağlamlığı temelinden bellidir onun içinde başta ABD AB Orta Doğu Ülkeleri Rusya Kafkaslar Yunanistan Balkanlar için tek ayakla yürünmez muhakak bu iki ayağa ihtiyacı var dünyanın Türkiye ve İsrail olmazsa olmazıdır bu vesileyle tekrar bahisetiğim herkese ülkelere ve insanlarına sağlıklı huzurlu bir dünya diliyor saygı ve sevgilerimi sunuyorum



1 Ocak 2014 Çarşamba
MENFAATİM VE ÇIKARIM UĞRUNA ZALİMLİĞE EVET MAZLUMLUĞA HAYIR DİYEMEM HAKSIZLIKLAR KARŞISINDA SUSAMAM
MÜSLÜMANLIKDA VE İNSANLIKDA ÇOK GÜNAHTIR KENDİLERİNİN ÇIKARLARI UGRUNA İNSANLARI KURUMLARI DIŞ GÜCLERİN İÇTEKİ İŞ BİRLİKCİLERİ DİYEREK SUCLMAK SUCLU ARAMAK YERİNE BİZ NEREDE HATA YAPTIK DİYEREK HATALARDAN DERS ALIP YANLIŞLARDAN DÖNMEKTE ERDEMLİKTİR İŞTE ESAS HATALARIN SEBEBİ VE KIZGINLIIĞIM BU ELEŞTİRİLERİMİN ANA TEMASI BAŞTA BAŞBAKAN VE AK PARTİNİN ÜST YÖNETİM KADROLARINADIR KENDİLERİ BULAŞMAZSA DAHİ BULAŞANLARA ZEMİN HAZIRLAMALARININ ESAS SEBEBİ YILLARCA İLÇELERİN İLLERİN YÖNETİMLERİNDE HER ŞEYLERİNDEN FEDA EDEN YÖNETİM KURULU ÜYELERİNİN VE PARTİLİLERİN EMEKLERİNİ YEREL VEDE GENEL SEÇİMLERDE HİÇE SAYARAK BERABER ÇIKILAN YOL ARKADAŞLARINI YOLDA BULDUKLARIYLA DEĞİŞTİRMELERİ SONUCU BİZİM SİYASİ AHLAK VE EDEBİMİZLE HALLENMİYEN BİRİLERİ KENDİ EVLATLARININ GELECEĞİ İÇİN BİZİM EVLATLARIMIZIN TORUNLARIMIZIN YARINLARINI ÇALACAK BİZLERDE PARTİZANCA TARAFTAR OLUP SUSACAĞIZ DIŞ GÜÇLERİN İÇTEKİ İŞBİRLİKCİLERİN İŞİ YALANINA KANACAĞIZ PARTİYİ ELEŞTİREN VEKİLLERİ İHRAÇLA TEHDİT EDEREK İSTİFA EDEN VEKİLLERİN SESLERİNE KULAK VERMEDEN ŞU DAHA ÖNCE DEĞİŞTİRDİĞİMİZ HUKUK YÖNETMENLİĞİNDE YANLIŞ YAPTIK DİYE İŞİNİZE GELMEYEN YÖNETMENLİKLERİ DEĞİŞTİREREK POLİSLERİ SAVCILARI GÖREVLERİNDEN ALARAK BU MİLLETİN EVLATLARINDAN OLUŞAN POLİS TEŞKİLATI HUKUK TEŞKİLATI CEMAAT MENSUPLARINI KARALIYARAK BU İŞTEN KURTULMA OYUNLARINA KANACAĞIZ KİMSE KUSURA BAKMASIN HUKUK VE ADALET HERKESE LAZIM İYİ O ZAMAN 5 VE 10 YIL SONRA BAŞKA BİR PARTİ İKTİDARA GELDİĞİNDE KANUNLARI DEĞİŞTİRSİN PEŞİN HUKUMLE ÖN YARGIYLA POLİSLERİ SAVCI HAKİMLERİ BROKRATLARI VE YAZILI GÖRSEL BASINI İŞ ADAMLARINI TÜM AK PARTİ MENSUPLARINI KAFASINA GÖRE YARGILASIN YARGILATSIN SÜRSÜN SÜRDÜRSÜN HAPİSLERDE YATIRSIN BURADA AZİZ MİLLETİME SESLENİYORUM BU ÇOK TEHLİKELİ BİR SÜRECTİR LÜTFEN PARTİCİLİK OYUNU OYNAMAYA TARAF HALİNE GETİRİLMİŞ YAZILI VE GÖRSEL METDYA YOLUYLA YOK HUKUMETE YOK ÜLKEMİZE MİLLETİMİZE HAZIRLANMIŞ BİR KOPLE SÖZÜNE MİLLET OLARAK ÇOÇUKLARIMIZIN RIZIKLARINI ÇALANLARA HIRSIZ BİZİMSE KUTSAL YASAL BAŞKASININSA BAGARIR CAĞRIR HAPSE ATARIZ MANTIĞI ÇOK TEHLİKELİ BİR UYGULAMA VE ANLAYIŞTIR DİYOR AZİZ MİLLETİMİZİ AKADEMİSYENLERİNİ BASININI ADALETİ UYGULAYAN SAVCI VE HAKİMLERİMİZİ KORUYAN POLİS VE ASKERLERİMİZEVLATLARINIZIN GENÇLİĞİMİZE ÜLKENİZE YARINLARINIZA GELECEĞİNİZE SAHİP ÇIKIN DİYOR SAYGI VE SEVGİLERİMİ SUNUYOR BUNUDA BİR VİJDANİ SORUMLULUK GÖRÜYORUM
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)