29 Mart 2017 Çarşamba
23 Mart 2017 Perşembe
SAYIN CUMHUR BAKANIM DANIŞMANINI VE GÜVENLİK MÜDÜRÜNÜ YANLIŞ BULUTAN SECTİN
SAYIN CUMHUR BAŞKANIMIZ HAYIR DİYOR ZORLA MI EVET DEDİRTECEKSİNİZ
1 KASIM 2015 SECİMLERİNDEN BİR YIL DÖRT GÜN SONRA SAYIN CUMHUR BAKANIMIZIN DANIŞMANLARNA NEDEN KIZDIĞIMI UYARIP İKAZ ETİĞİMİ ŞİMDİ ANLADINIZ MI ÇÜNKÜ 7 HAZİRAN 2015 SECİMLERİNDE DE SAYIN CUMHUR BAŞKANIMIZI YANITILAR ODA ASKILSIZ DANIŞMANLARINA GÜVENİP SECİM MEYDANLLARINDA ANA YASAYI DEĞİTİRMEK BAŞKANLIK SİSTEMİNE GECE BİLMEK İÇİN AZİZ MİETİMİZDEN 400 MİET VEKİLİ İSTEDİ MİLLETİMİZ DE BİZ SANA GÜVENİYORUZ YAPMIŞ OLDUĞUN HİZMETLERİNİ TAKTİR EDİYORUZ ONUN İÇİNBDE SENİ CUMHUR BAŞKANI YAPIP KURDUĞUN PARTİNİ DE İKTİDARDA TUTUYORUZ BUKADARIDA FAZLA DİYE İKTİDARDAN BİLE AL AŞAĞI ETTİRDİLER BAKIN SAYIN CUMHUR BAKANIMIZ RECEP TAYİP ERDOĞAN DA BAŞKANLIĞA HAYIR DİYOR BAKIN DANIŞMANLAR TEKRAR ANA YASA DEĞİŞİKLİĞİNİ BAKANLIĞI TEKRAR GÜNDEME ALDIRARAK ZORLA EVET DEDİRTMEYE UĞRAŞIYORLAR
ALTA Kİ BU ESKİ TARİHLİ YAZIYI YAZDIRDILAR
5 KASIM 2016 CUMARTESI
SAYIN CUMHUR BAŞKANIMIZIN DANIŞMANLARI LÜTFEN CUMHUR BAŞKANIMIZI YANILTMAYIN
BÜYÜK DEVLETLER BÜYÜK LİDERLER BU GÜN DOĞRU DEDİĞİNE YARIN YANLIŞ DEMEZ VE KÜÇÜK İŞLERLE UĞRAŞMAZ
HİÇ KİMSE KUSURA BAKMASIN YOK ÖYLE YANLIŞA YANLIŞ DERİM YASA ÇOK YANLIŞ
MİLLETİN ADAMINI VEKİLLER MİLLETİN ANLADIĞI KADAR ANLAMIYOR MU.SİZCE??
Ne hikmetse tam Cumhur Başkanımız adamcağız gece gündüz çırpınıyor öyle bir ivme başlatıyor milyonlar bir yumak gibi etrafını sarıyor Partisinin Danışmanlarının içinden birileri cıkıyor böyle sapa saçma işlerle uğraşıyor.7 HAZİRAN Secimleri arifesinde de aynı şimdide.
bu teklifi veren vekillere bunu gündeme alan aldıran meclis başkanına ve başkan vekillerine partilerin gurup başkan vekillerimize.
Lütfen biraz gercekci Olalım savunmasız kadına Çocuğa zorla bunu yapan insanlar aynı uygulamayla da rızam var dedirirmi dedirtmezmi
ŞİMDİ VİJDANI MERHAMETİ İNSAFI OLAN ZATEN ZORLA BU İŞLERİ YAPMAZ YAPAMAZ
Allahınızı severseniz şimdi ülkenin başka işi gücü meselesi kalmadı da Kamu Oyunu Aziz Milletimizin Örf Adetlerine merhamet duygularıyla bağdaşmayan manaviyattan uzak ahlakla bağdaşmıyan bir teklifi gündeme almak bana biraz samimi ve gercekci gelmedi.
EVET BİRBİRİNİ SEVİP KAÇIRANLAR KAÇARAK EVLENENLER YILLAR SONRA DAVALAR YÜZÜNDEN ZOR DURUMDA DA KALIYORLAR HAPİSLERE GİRİYORLAR TAMAM AMA BU TEKLİFTE BU SÖZ KONUSU DEĞİLDİR
Bilinçli şekilde Sayın Cumhur Başkanımızın cabalarıyla Başbakanımızın dirayetiyle ve MHP Genel Bakanımızın önce vatan diyerek oluşturduğu güzel havayı dagıtmak için verilmiş teklif gibi oldu diyorum genelde de bu teklifi verenlere güzel dualar güzel sözler edildiğine şahit oluyoruz oluşturulan birliktelik emeğine yazık ettiler dediklerine de
Bana bile bunu dedirtiniz TÖVBE ESTAĞFURULLAH HASPİN ALLAH VELİLVELVEKİL
MİLLETİN ADAMINI VEKİLLER MİLLETİN ANLADIĞI KADAR ANLAMIYOR MU.SİZCE??
Ne hikmetse tam Cumhur Başkanımız adamcağız gece gündüz çırpınıyor öyle bir ivme başlatıyor milyonlar bir yumak gibi etrafını sarıyor Partisinin Danışmanlarının içinden birileri cıkıyor böyle sapa saçma işlerle uğraşıyor.7 HAZİRAN Secimleri arifesinde de aynı şimdide.
bu teklifi veren vekillere bunu gündeme alan aldıran meclis başkanına ve başkan vekillerine partilerin gurup başkan vekillerimize.
Lütfen biraz gercekci Olalım savunmasız kadına Çocuğa zorla bunu yapan insanlar aynı uygulamayla da rızam var dedirirmi dedirtmezmi
ŞİMDİ VİJDANI MERHAMETİ İNSAFI OLAN ZATEN ZORLA BU İŞLERİ YAPMAZ YAPAMAZ
Allahınızı severseniz şimdi ülkenin başka işi gücü meselesi kalmadı da Kamu Oyunu Aziz Milletimizin Örf Adetlerine merhamet duygularıyla bağdaşmayan manaviyattan uzak ahlakla bağdaşmıyan bir teklifi gündeme almak bana biraz samimi ve gercekci gelmedi.
EVET BİRBİRİNİ SEVİP KAÇIRANLAR KAÇARAK EVLENENLER YILLAR SONRA DAVALAR YÜZÜNDEN ZOR DURUMDA DA KALIYORLAR HAPİSLERE GİRİYORLAR TAMAM AMA BU TEKLİFTE BU SÖZ KONUSU DEĞİLDİR
Bilinçli şekilde Sayın Cumhur Başkanımızın cabalarıyla Başbakanımızın dirayetiyle ve MHP Genel Bakanımızın önce vatan diyerek oluşturduğu güzel havayı dagıtmak için verilmiş teklif gibi oldu diyorum genelde de bu teklifi verenlere güzel dualar güzel sözler edildiğine şahit oluyoruz oluşturulan birliktelik emeğine yazık ettiler dediklerine de
Bana bile bunu dedirtiniz TÖVBE ESTAĞFURULLAH HASPİN ALLAH VELİLVELVEKİL



YÜCE TÜRK MİLLETİ NE OLUR KİM OLDUĞUNU NEDEN HZ PEYGAMBERİN MÜJDELEDİĞİ TOPRAKLARIN FETHİNE NAİL OLAN NESİL OLDUĞUNU BİL ARTIK
EY AZİZ TÜRK MİLLETİ BİZİ DİĞER MÜSLÜMAN VE ARAP ÜLKELERİNDEN ÜSTÜN KILAN İSLAMIN SON KALESİ BALKANARDAN BAŞLAYIP KAFKASLAR ASYA AFRİKADAN OLUŞAN TÜRK TOPRAKLARINI İSLAMIN SON KALESİNİN VE BEKCİSİ YAPAN EN ÖNEMLİ ÜÇ KONU
1. Hadesten Tahâret
Hades genel olarak hükmî kirlilik, hadesten tahâret de bu hükmî kirlilikten temizlenme demektir. Abdestsizlik durumu yani namaz abdestinin olmayışı ve cünüplük hali, dinî literatürde hades yani hükmî kirlilik olarak nitelendirilir. Hadesten tahâret, namaz abdesti olmayan bir kimsenin abdest alması, gusülyapması gereken bir kimsenin gusül etmesi yani boy abdesti alması demektir. Bu çeşit tahâret, maddî kirleri giderme, beden sağlığını koruma gibi birçok yararı içinde bulundursa da esas itibariyle başka hikmetlere mebnî dinî muhtevalı ve ibadet içerikli (taabbüdî) bir temizliktir.
Bilinen namaz abdestinin olmaması durumu, küçük hades diye; cünüplük, âdet görme (hayız) ve loğusalık gibi, gusül yapmayı gerektiren durumlar ise büyük hades diye adlandırılır.
Cünüp olan kimseler, boy abdesti almadan namaz kılamazlar. Aynı şekilde âdet yahut loğusalık halinde olan kadınlar da bu halleri devam ediyorken namaz kılamazlar. Bu halleri sona erdikten sonra, namaz kılabilmek için boy abdesti almaları gerekir. Boy abdesti almak için su temin edemeyen veya su bulduğu halde bu suyu kullanma imkânı bulamayan kimseler teyemmüm ederler. Aynı durum, namaz abdesti almak için su bulamayan kimse için de geçerlidir. Tilâvet secdesi ve şükür secdesi gibi namaz benzeri işler (eksik namazlar) için de hadesten temizlenmiş olmak yani abdestli bulunmak şart görülmüştür.
Namaz kılarken herhangi bir sebeple abdest bozulursa namaz da bozulmuş olur. Namaz kılarken bilerek abdest bozucu bir fiil işleyen kişinin namazı bozulur. Ancak bu iş, namazın sonunda yapılmış ise, kişi kendi fiili ile namazdan çıkmış sayılacağı için Hanefîler'e göre namaz bozulmaz.
Özel durumlarında kadınlar namaz ve oruç gibi ibadetlerden muaftır. Kur'ân-ı Kerîm'de hayız durumunun bir eza ve rahatsızlık hali olduğu bildirilmekte ve erkeklerin bu durumdaki eşleriyle cinsel ilişkide bulunmaları yasaklanmaktadır. Hz. Peygamber, bu durumda olan kadınların namaz kılmayacaklarını ve oruç tutmayacaklarını açıklamıştır. Kadınlar bu dönemlerinde kılamadıkları namazları kazâ etmeyecekler, fakat tutamadıkları oruçları kazâ edeceklerdir. Bu hükümler üzerinde icmâ edilmiş ve bu konuda aykırı bir görüş öne sürülmemiştir. Öte yandan özel durumlarında kadınların namaz ve oruç gibi ibadetlerden muaf tutulması, bir "haktan mahrumiyet" değil, "görevden muafiyet"tir. İbadetler, bir dinin temel unsurları içerisinde yer alması bir yana, o dinin alâmet-i fârikası, ayırıcı özelliğidir. İbadetler, diğer sosyal ve hukukî kurumlardan farklı olarak, zamana ve zemine göre değişme göstermeyen sabit konulardır. Üzerinde görüş birliği sağlanmış ibadet konularında değiştirme yapılacak olursa, din, kendine mahsus özelliklerini yavaş yavaş yitirir ve tanınmaz hale gelir. Bu bakımdan özellikle ibadet konularında gerçekleşmiş olan icmâlara dikkat etmek, bunlara aykırı davranmamak şarttır. Zaten bu tür icmâlara aykırı davranmak, öteden beri âlimler tarafından bid‘at ve sapıklık olarak değerlendirilmiş, hatta konunun önem derecesine göre bazı icmâları inkâr edip karşı gelmenin küfür olacağı belirtilmiştir.
2. Necâsetten Tahâret
Necâsetten tahâret, vücut, elbise ve namaz kılınacak yerin, -insan kanı ve idrarı, at, koyun gibi hayvanların idrar ve dışkıları gibi- dinen pis sayılan şeylerden temizlenmesi demektir. Ağır (galîz) necâset ve hafif necâsetin neler olduğu ve bunların hangi ölçüde bulunmalarının namaza engel olacağı konusuTEMİZLİK bölümünde açıklanmıştır.
Namazın sıhhatine engel olacak ölçüde necâset taşıyan bir elbise ile bilmeyerek namaz kılan kimsenin, bu durumu öğrendikten sonra namazını iadeetmesi gerekir.
4. İstikbâl-i Kıble
İstikbâl-i kıble, namaz kılarken kıbleye yönelmek demektir. Müslümanların kıblesi, Mekke'de bulunan Kâbe'dir. Kâbe denilince sadece bilinen bina değil, bunun yanında, hatta daha öncelikle bu binanın bulunduğu yer kastedilir. Kâbe'yi gözle gören kişi, bizzat Kâbe'ye yönelir. Kâbe'den uzakta olan kişi ise Kâbe'nin bizzat kendisine değil, onun bulunduğu tarafa yönelir, yüzünü ve yönünü o tarafa çevirir. Namazın amacı, kalbin mâsivâdan (Allah'tan başka her şeyden) ayrılıp yalnızca Allah'a yönelmesidir. Elbetteki Allah herhangi bir yönle kayıtlı ve sınırlı değildir. Fakat, kalbin huzur ve sükûnetini sağlamak bakımından, namazda herkesin yöneleceği bir yönün tayin edilmesi, belirlenmesi gerekir. Zâhirde, yüzümüzü Allah'ın evi olan Kâbe'ye çevirdiğimiz gibi, bâtınen de, Allah'ın nazargâhı olan kalbimizi, gönlümüzü başka şeylerden çekip alarak, arındırarak yalnız Allah'a yöneltmeli, Allah'tan başka şeyleri kalpten atmalıyız.
Kıblenin ne tarafta olduğunu bilmeyen kimsenin, yanında kıble yönünü bilen birisi varsa ona sorması gerekir. Böyle biri varken ona sormayıp kendisi ictihad ederek, yani kıble yönünü bulmaya çalışarak bir yöne yönelmiş ve yöneldiği tarafın kıble yönü olmadığı ortaya çıkmış ise, namazı iade etmesi gerekir.
Kâbe'nin bulunduğu noktadan 45 derece sağa ve sola sapmalar kıbleden(Kâbe yönünden) sapma sayılmaz. Sapma derecesi daha fazla olursa "kıbleye yönelme" şartı aksamış olur.
Kıblenin ne tarafta olduğunu bilmeyen kimse, soracak birini bulamadığı takdirde yıldız, güneş, rüzgâr gibi birtakım doğal alâmetlere dayanarak kıble yönünü bulmaya çabalar ve kanaat getirdiği tarafa yönelerek namazını kılar. Namazı kıldıktan sonra kıblenin kendi yöneldiği tarafta olmadığı ortaya çıksa bile, kendisi bu yöne ictihad ederek, yani birtakım alâmetlere dayanarak bu sonuca ulaştığı için, namazı yeniden kılması gerekmez. Fakat namaz esnasında kıble yönünü anlaması halinde, namazını bozmadan o tarafa yönelir ve namazını tamamlar.
Kıble yönünü bilmeyen kimse, birine sormadan veya kıblenin ne tarafta olduğunu araştırma zahmetine katlanmadan (ictihad etmeden) rastgele bir tarafa yönelse, namaz esnasında yöneldiği tarafın kesin olarak kıble tarafı olduğunu anlasa namazı yeniden kılar. Çünkü namazın ilk kısmı şüpheli olduğu için, sağlam kanaate dayalı ikinci kısım, şüpheli birinci kısım üzerine bina edilemez. Ancak bu durumu namazı bitirdikten sonra anlayacak olursa, iade etmesi gerekmez. Ebû Yûsuf'a göre her iki durumda da iade etmesi gerekmez.
İki kişi kıble cihetini araştırsa ve her biri ayrı bir yönün kıble olduğuna kanaat getirse, bu durumda bunlar birbirlerine uyarak cemaatle namaz kılamazlar. Her biri kendi tesbit ettiği kıbleye dönerek ayrı ayrı namazlarını kılarlar.
Bir kimse namazda iken bir özür olmaksızın göğsünü kıble tarafından çevirecek olursa namazı bozulur. Yüzünü çevirecek olursa, derhal kıbleye dönmesi gerekir. Bir kimse abdestsiz olduğunu zannederek namazdan ayrıldıktan sonra abdestli olduğunu hatırlasa, isterse henüz mescidden çıkmamış olsun, namazı bozulmuş olur. Fakat bir kimse mescidde namaz kılarken abdestinin bozulduğu zannıyla kıbleden ayrılıp da daha mescidden çıkmadan abdestinin bozulmadığını anlasa, İmâm-ı Âzam'a göre namazı bozulmuş olmaz. Ama bunu mescidden çıktıktan sonra anlayacak olsa namazı ittifakla bozulur. Çünkü mekânın değişmesi bir özüre mebni değilse, namazı iptal eder.
Hastalık veya düşman yahut yırtıcı hayvan korkusu gibi nedenlerle kıbleye dönme imkânı bulamayan kimse, kendisi için en rahat olan tarafa döner.
20 Mart 2017 Pazartesi
ÜLKÜCÜ ŞEHİT KARDAŞLARIMIN KEMİKLERİNİ SIZLATMAYIN
BABA OCA KARDAŞ BUCA BAŞKANLARIMA.NASİHATIM
NEFİSLERİNİZİN HIRSLARINIZIN ESİRLERİ OLMAYIN
AKILARINIZIN ÖNÜNE BUNLARI SAKIN GEÇİRMEYİN
HER ŞEYİN İYİSİNİ DE BİZLER BİLİRİZ ASLA DEMEYİN
HER ŞEYİN İYİSİNİ DE BİZLER BİLİRİZ ASLA DEMEYİN
TARTIŞIN İSTİŞARELER YAPIN KARDAŞLARIM KAVGA ETMEYİN
BİRBİRİNİZİN GÖNÜLLERİNİ YIKIP KALPLERİNİ SAKIN KIRMAYIN
DÜZ OVA GİBİ MÜTEVAZİ OLUN AMA DAĞ GİBİ KİBİRLİ OLMAYIN
YAPTIĞIMIZ İŞLER KARARLAR DOĞRUDUR DİYE ISRAR ETMEYİN
BİRBİRİNİZİN GÖNÜLLERİNİ YIKIP KALPLERİNİ SAKIN KIRMAYIN
DÜZ OVA GİBİ MÜTEVAZİ OLUN AMA DAĞ GİBİ KİBİRLİ OLMAYIN
YAPTIĞIMIZ İŞLER KARARLAR DOĞRUDUR DİYE ISRAR ETMEYİN
BERABER YOLA ÇIKTIĞINIZ ÜLKÜCÜ KARDAŞLARINIZI
YOLDA BULDUĞUNUZ MÜNAFIKLAR İÇİN DEĞİŞMEYİN
ELLERİNİZDE Kİ ÜLKÜCÜ ZİNCİRİNİN HALKASINDAN
ELLERİNİZDE Kİ ÜLKÜCÜ ZİNCİRİNİN HALKASINDAN
BİR LOKMASI KOPARSA DA KOPSUN DEMEYİN
DÜN ÜLKÜCÜYE ZALİM DİYENELERE KANMAYIN
BU GÜN ALİM DİYORLARSA TUZAKTIR İNANMAYIN
MİLLİYETÇİLİĞİ AYAKLAR ALTINA ALANLAR İÇİN SAKIN
CEZA EVLERİNDE ÇİLE ÇEKMİŞ KARDAŞLARI ÜZMEYİN
DAVASI UĞRUNA ŞEHİT OLANARIN KEMİKLERİNİ SIZLATMAYIN
Ülkücülük Türk Milletini en ileri, en medeni ve en kuvvetli varlık haline getirme ülküsüdür.
Ülkücünün kavgası ”Milleti ve Vatanı bölmek isteyenlerledir.
Zafer ülkü kaynağının çeşmesidir, Zafer gönüllerin birleşmesidir. Ey Gönülleri birleşenler, selam sizlere, Uzaktan Dertleşenler, selam sizlere.”Yaz Tar.06.06.2016 Yazan.BABA OCAĞINDAN AYRILMIŞ GURBET ELLERE SAVRULMUŞ EVLADINIZ KARDAŞINIZ YALNIZ KURT TAHSİN BULUT
BABA OCAĞI KARDAŞLAR BUCAĞI
BABA OCAĞINDAN KARDAŞLAR BUCAĞI ÜLKÜ OCAĞINDA DA KALSAK AYRILIP BAŞKA YERLERE DE GİTSEK BİZLER YEMİN ETTİK ASLA BİR KEMİK İÇİN ÇAKAL KÖPEK TİLKİLER İLE ARKADAŞLIK DA ETMEDİK ETMİYECEZ ÇÜNKÜ YEMİN ETTİK ÜLKÜCÜ KURT KALMAYA
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


