9 Mayıs 2015 Cumartesi

KİŞİSEL GÖRÜŞÜMDÜR

DAHA ÖNCE DEFALARCA OY VERDİĞİM AK PARTİYE 7 HAZİRAN 2015 Genel Seçiminde kesinlikle oyumu AK Partiye vermeyeceğim sebebi de daha önce yayınladığım işte bu tarihte ki yazımda
30 Aralık 2013 Pazartesi
BU ELEŞTİRİLERİMİN ANA TEMASI BAŞTA YILLARCA TANIDIĞIM YOL VE KADER ARKADAŞLIĞI YAPTIĞIM BAŞBAKANA
BU ELEŞTİRİLERİMİN ANA TEMASI BAŞTA BAŞBAKAN VE AK PARTİNİN ÜST YÖNETİM KADROLARINADIR KENDİLERİ BULAŞMAZSA DAHİ BULAŞANLARA ZEMİN HAZIRLAMALARININ ESAS SEBEBİ YILLARCA İLÇELERİN İLLERİN YÖNETİMLERİNDE HER ŞEYLERİNDEN FEDA EDEN YÖNETİM KURULU ÜYELERİNİN VE PARTİLİLERİN EMEKLERİNİ YEREL VEDE GENEL SEÇİMLERDE HİÇE SAYARAK BERABER ÇIKILAN YOL ARKADAŞLARINI YOLDA BULDUKLARIYLA DEĞİŞTİRMELERİ SONUCU BİZİM SİYASİ AHLAK VE EDEBİMİZLE HALLENMİYEN BİRİLERİ KENDİ EVLATLARININ GELECEĞİ İÇİN BİZİM EVLATLARIMIZIN TORUNLARIMIZIN YARINLARINI ÇALACAK BİZLERDE PARTİZANCA TARAFTAR OLUP SUSACAĞIZ DIŞ GÜÇLERİN İÇTEKİ İŞBİRLİKCİLERİN İŞİ YALANINA KANACAĞIZ
Yok öyle bir dünya arkadaşlar tabiki olaylar netlik kazanmadan kimseyide suçlu ilan edemeyiz amma hırsız her yerde hırsızdır evde de iştede yolda da eşinin koynunda da hiç kimse kusura bakmasın nasıl bir delalete gaflete düştükleri ruh hallerine bile yansımış hem başbakanın hemde başbakan yardımcısının yok haber vermediler yok sabah 5 de evlerine girildi bu insanlar elit insanlar yargı karşısında herkes eşitdir peki daha önce aynı uygulamalar yapılan insanlar yazarlar gazeteciler akademisyenler millet vekiller generaller bakanlık yapmış Mehmet Ağarlar insan değilmiy di onların aileleri çoçukları onurları gururları yokmuydu bunların AK Partinin bakanlarının çoçukları elit oluyor ama bu ülkede DY Partisi Genel Başkanlığını yapmış Adalet Bakanlığı Yapmış Mehmet Ağar elit olmuyor sevsinler sizin hak hukuk adalet insanlık anlayışınızı sıkıştımı yok dış güçler yok israil yok iç güçler peki sizin evlatlarınız bu paraları araklarken bir eli yağda bir eli balda son model arabalarda gezerken yeyip içerken kandırmaya çalıştığınız bu millet ve evlatları sizlerin yandaş taşoron firmalarınızda köle gibi asğari üçretle 14 saat çalıştırılırken emeklileri yerlerde gecim sıkıntısı içinde emekledirken memurları havuz havuz gezdirip yüzdürürken gecim secim demokras millet yok sıkıştığınız zaman demokrasi secim sandık millet çok partili partisiz emniyet müdürlerinin görevden alınmaları yeni savcılar atanmaları hiç kimse kusura bakmasın yok öyle bir düzen hiç bir şey eskisi gibi değil türkiye cumhuriyeti bir hukuk devletidir birileri istediği zaman ne kadarda yolunacak soyulacak gukuk devleti etmeye kalksada edemiyecekler fakir fukara iç dış güçler diye yırtamıyacaklar bu aziz milletin anıl terini çalıp çırpı kaçamıyacaklar nasıl bir mantık haber vermemişler versinler efendim bizim evlatlarımızın rızıklarına gözdiken sizin evlatlarınız bunları yaptı biz şu gün geliyoruzda sizin çoçuklar ellerindekini evlerindelkini saklayınmı diyeceklerdi bu nasıl bir anlayış olabilirmi bak haberiniz oldu anında müdahale ve neşteri vurdunuz ondan sonrada yok efendim israil düğmeye bastı derin devlet harekete geçti esas kalkınmamızı büyümemizi istemiyenler feryatları para musluklarımız kesildi feryedı buradan ben ak partiliyim diyen chp liyim mhp liyim bdp liyim diyen bu üklenin diğer partilerine mensup yada mensubu olmayan vatandaşım diyen herkese sesleniyorum onlar bu milletin hakkına göz diken evlatları için böyle fertyatlar yapıyorda sizlerin bizlerin evlatlarının hakını aramıyacak sormıyacakmıyız bunun içinde hırsızlar arsızlar bizimse sorun yok demiyelim evet sorun çok büyük bir o kadarda vahim şahsım Yüce Türk Adaletinin Temsilcileri Hakim ve Savcılarına bu milletin evlatları olan polis asker istibarat birimlerinede güveniyor vede inanıyorum bu olaylarda bırakın iki savcıyı 200 savcıda atasalar 200 emniyet müdürüde değiştirseler hukuk gereğini yapacaktır diyor siz milletime saygı ve sevgilerimi sunuyorum

8 Mayıs 2015 Cuma

DAHA ÖNCE DEFALARCA OY VERDİĞİM AK PARTİYE 7 HAZİRAN 2015 GENEL SEÇİMLERİN DE OY VERMİYECEĞİM

KİŞİSEL GÖRÜŞÜMDÜR

7 HAZİRAN 2015 Genel Seçiminde kesinlikle oyumu AK Partiye vermeyeceğim sebebi de daha önce yayınladığım işte bu tarihte ki yazımda

30 Aralık 2013 Pazartesi
BU ELEŞTİRİLERİMİN ANA TEMASI BAŞTA YILLARCA TANIDIĞIM YOL VE KADER ARKADAŞLIĞI YAPTIĞIM BAŞBAKANA
BU ELEŞTİRİLERİMİN ANA TEMASI BAŞTA BAŞBAKAN VE AK PARTİNİN ÜST YÖNETİM KADROLARINADIR KENDİLERİ BULAŞMAZSA DAHİ BULAŞANLARA ZEMİN HAZIRLAMALARININ ESAS SEBEBİ YILLARCA İLÇELERİN İLLERİN YÖNETİMLERİNDE HER ŞEYLERİNDEN FEDA EDEN YÖNETİM KURULU ÜYELERİNİN VE PARTİLİLERİN EMEKLERİNİ YEREL VEDE GENEL SEÇİMLERDE HİÇE SAYARAK BERABER ÇIKILAN YOL ARKADAŞLARINI YOLDA BULDUKLARIYLA DEĞİŞTİRMELERİ SONUCU BİZİM SİYASİ AHLAK VE EDEBİMİZLE HALLENMİYEN BİRİLERİ KENDİ EVLATLARININ GELECEĞİ İÇİN BİZİM EVLATLARIMIZIN TORUNLARIMIZIN YARINLARINI ÇALACAK BİZLERDE PARTİZANCA TARAFTAR OLUP SUSACAĞIZ DIŞ GÜÇLERİN İÇTEKİ İŞBİRLİKCİLERİN İŞİ YALANINA KANACAĞIZ

Yok öyle bir dünya arkadaşlar tabiki olaylar netlik kazanmadan kimseyide suçlu ilan edemeyiz amma hırsız her yerde hırsızdır evde de iştede yolda da eşinin koynunda da hiç kimse kusura bakmasın nasıl bir delalete gaflete düştükleri ruh hallerine bile yansımış hem başbakanın hemde başbakan yardımcısının yok haber vermediler yok sabah 5 de evlerine girildi bu insanlar elit insanlar yargı karşısında herkes eşitdir peki daha önce aynı uygulamalar yapılan insanlar yazarlar gazeteciler akademisyenler millet vekiller generaller bakanlık yapmış Mehmet Ağarlar insan değilmiy di onların aileleri çoçukları onurları gururları yokmuydu bunların AK Partinin bakanlarının çoçukları elit oluyor ama bu ülkede DY Partisi Genel Başkanlığını yapmış Adalet Bakanlığı Yapmış Mehmet Ağar elit olmuyor sevsinler sizin hak hukuk adalet insanlık anlayışınızı sıkıştımı yok dış güçler yok israil yok iç güçler peki sizin evlatlarınız bu paraları araklarken bir eli yağda bir eli balda son model arabalarda gezerken yeyip içerken kandırmaya çalıştığınız bu millet ve evlatları sizlerin yandaş taşoron firmalarınızda köle gibi asğari üçretle 14 saat çalıştırılırken emeklileri yerlerde gecim sıkıntısı içinde emekledirken memurları havuz havuz gezdirip yüzdürürken gecim secim demokras millet yok sıkıştığınız zaman demokrasi secim sandık millet çok partili partisiz emniyet müdürlerinin görevden alınmaları yeni savcılar atanmaları hiç kimse kusura bakmasın yok öyle bir düzen hiç bir şey eskisi gibi değil türkiye cumhuriyeti bir hukuk devletidir birileri istediği zaman ne kadarda yolunacak soyulacak gukuk devleti etmeye kalksada edemiyecekler fakir fukara iç dış güçler diye yırtamıyacaklar bu aziz milletin anıl terini çalıp çırpı kaçamıyacaklar nasıl bir mantık haber vermemişler versinler efendim bizim evlatlarımızın rızıklarına gözdiken sizin evlatlarınız bunları yaptı biz şu gün geliyoruzda sizin çoçuklar ellerindekini evlerindelkini saklayınmı diyeceklerdi bu nasıl bir anlayış olabilirmi bak haberiniz oldu anında müdahale ve neşteri vurdunuz ondan sonrada yok efendim israil düğmeye bastı derin devlet harekete geçti esas kalkınmamızı büyümemizi istemiyenler feryatları para musluklarımız kesildi feryedı buradan ben ak partiliyim diyen chp liyim mhp liyim bdp liyim diyen bu üklenin diğer partilerine mensup yada mensubu olmayan vatandaşım diyen herkese sesleniyorum onlar bu milletin hakkına göz diken evlatları için böyle fertyatlar yapıyorda sizlerin bizlerin evlatlarının hakını aramıyacak sormıyacakmıyız bunun içinde hırsızlar arsızlar bizimse sorun yok demiyelim evet sorun çok büyük bir o kadarda vahim şahsım Yüce Türk Adaletinin Temsilcileri Hakim ve Savcılarına bu milletin evlatları olan polis asker istibarat birimlerinede güveniyor vede inanıyorum bu olaylarda bırakın iki savcıyı 200 savcıda atasalar 200 emniyet müdürüde değiştirseler hukuk gereğini yapacaktır diyor siz milletime saygı ve sevgilerimi sunuyorum

6 Mayıs 2015 Çarşamba

24 Nisan 2015 Cuma Yayınlamıştık SIRA İMAM HATİPLERLE KURAN KURSLARAMI GELDİ

24 Nisan 2015 Cuma


OSMANLICA DİL ÖĞRENMESİ NEDEN GÜNDEME ALINDI UYARMASI BİZDEN DİKKATE ALMAK SİZDEN

SIRA İMAM HATİPLERLE KURAN KURSLARAMI GELDİ EY Aziz Milletim Fetullah Gülen Hoca efendiyle neden ters düşüldü.
 Evlat sevgisi millet ve vatan sevgisinden ağır bastı çünkü oğlunun kuracağı yurt ve dershanelerin önündeki en büyük engel gülen hareketi ve onun gönül ve hizmet erleri nin okulları eytim yuvaları idi
17 aralık yolsuzluk harakatından sonrada savcılar hakimler polis müdürleri polisler komutanlar jandarmalaröğretmenler öğrenciler  tavan yaptı
Şimdi de  Eski Başbakan Yeni Cumhur Başkanı Osmanlıcayı durup dururken boşu boşuna ortaya atmadı çünkü kendiminde 7 yaşlarımda köyümdeki acılan kuran kursunda okuyup bu günlere kadarda aile ve akrabayı talukatımızın evlatların okumakta olan bu Kuran Kurs Yuvalarıda secimlerden sonra tasviye ederek Evladının Okulallarında Osmanlıca Arapca ve Kuran eytimleri için darbe dönemlerinde dahi kapatılmayan kuran kurslarınada el atacaklar vede düzenlemeler adı altında özel dershanelere ve okullara yapılanı şimdide kuran kurslar için tasarlanıyor imiş bu kursların acılmasına önder olanların kemiklerini sızlatacaklar bu camiayıda suclayıp hapislere atacaklar Rahmetli NECMETTİN ERBAKAN Hocam sizi gidi haylazlar sizi diyerek 2007 yılında söylemişti bunlar akla fikre gelmeyen oyunlarla insanları suclu ilan edecek ekranlara bakan bu milletin evlatlarıda töreris bölücü şücu bucu yakalandı diye izlerken sıra kendine gelecek iş işten gececek şimdi gülen cemaatini seyredenler kuran kursların kapatılacak olmasını seyredenlere selam olsun  uyarmasıda bizden olsun İnanmasıda sizlere kalsın
Sözcü gazetesi

5 Mayıs 2015 Salı

MÜKEMMEL DİYE AZİZ MİLLETİMİZE LANSE EDİLEN TÜRKİYE'NİN EKONOMİİSİNİN DURUMU

GEÇMİŞ HÜKÜMETLERLE BAŞLAYAN BU GÜN Kİ HÜKÜMETLE DEVAM EDEN  MÜKEMMEL DİYE AZİZ MİLLETİMİZE LANSE EDİLEN TÜRKİYE'NİN EKONOMİK DURUMU

1993
Asgari ücret : 910 TL
Simit : 1TL
Çay : 1,5TL
Toplam : 2,5TL
1 aylık ailenin gideri :
2,5TL *3 öğün * 5 kişi * 30 gün = 1.125 TL (yeni para)

2015
Asgari ücret : 949 TL
Simit : 1TL
Çay : 1 TL
Toplam: 2 TL
1 aylık ailenin gideri :
2TL * 3 öğün * 5 kişi * 30 gün = 900TL

Yani ekonomiyi geliştirdik dedikleri, 13 senede 910 olan asgari ücreti 39 lira yükseltip, 949 lira yapmışlar. Çayı ucuzlatmışlar sağolsun. Acaba öyle mi? Bakalım…
2002 yılında 1lt benzin >> 1,64TL [kaynak]
2015 yılında 1lt benzin >> 4,42TL [kaynak]
Artış : 2,69 kat

2002 çiğ süt fiyatı >> 38 kuruş [kaynak]
2015 çiğ süt fiyatı >> 1,15TL [kaynak]
Artış : 3 kat

2002 ekmek fiyatı (200gr) >> 25 kuruş [kaynak]
2015 ekmek fiyatı (250gr) >> 1TL [kaynak] (200gr, 80 kuruş eder)
Artış : 3,2

Peki asgari ücret ne kadar artmış?

2002 asgari ücret >> 836,25 TL [kaynak]
2015 asgari ücret >> 949,07 TL [kaynak]
Artış : 1,1 kat !!!

Şimdi ben anlayamadım ; üreticinin kullandığı benzin 2,6 kat artmış, et 2,53 kat artmış, süt 3 kat artmış, ekmek 3,2 kat artmış ANCAK ASGARİ ÜCRET NEDEN 1,1 KAT ARTMIŞ?

Üstelik ihracat/ithalat oranına bakalım;

2002 >> 0,699 [kaynak]
2014 >> 0,651 [kaynak]
Aradaki fark : 0.93 kat azalmış !!! NEDEN?
Andıç : bilmeyenler için, yukarıdaki bölme diyor ki : sattığımızdan daha fazla alıyoruz, bu da borçlanmaya gider!

Dış Borca bakalım o zaman
2002 >> 130 Milyar dolar [kaynak]
2014 >> 233,4 milyar dolar  [kaynak]
Artış : 1.79 kat !

Hani üretim çok iyidi, onca özelleştirmeye rağmen ne oldu? Limanları, otoyolları, devlet kurumlarını, madenleri gözünüz kırpmadan sattınız. Halk zenginleşmedi, üretim azaldı, fiyatlar katlanarak arttı. Ekonomimiz iyi diyorlar hani nerede?

Kişi başı düşen gayri safi milli hasılaya falan bakayım demeyin sakın! Ülkenin %10’u, geçtiğimiz 13 sene içerisinde kat kat zeginleşirken ; orta sınıf çöktü. Ya zenginsiniz ya fakir. Böyle bir durumda kimse ekonomi güzel demesin.

Her şey güzelmiş gibi görünüyor, öyle gösteriyorlar. Kontrol ettikleri televizyonda, kaynağı belirsiz paralarla (4,3 milyar dolar giriş yapıldı [kaynak]) ekonomi sabitlenmeye çalışıyor ama olmaz.

Seçim sonrası benzin yükselecek, fiyatlar yükselecek. Ağırlık altına gireeceksiniz. Ne diyelim, hak eden bulur…

Bunun sonucunda, yatırımlar daralmış, faiz oranları ve enflasyon yükselmiş, vergi sistemi yıpranmış ve gelir dağılımı bozulmuştur. Ülkemizde devlet özel sektörden yoğun biçimde borçlanmasına rağmen, bu borçlanma, kamu açıklarının kapatılmasına yetmemekte ve cari işlemler hesabı sürekli açık vermektedir. Buna bağlı olarak da dış borçlarımız da sürekli olarak artmaktadır.

Toplam kamu borcu ile özel kesimin dış borcu toplamından oluşan “ülke toplam borç stoku”;  2002 yılındaki 220,5 milyar dolarlık düzeyinden, 2007 yılı sonu itibariyle, yüzde 116,6 oranında (257,1 milyar dolar) artarak, 477,6 milyar dolara tırmanmıştır. Siyasal iktidar tarafından böyle bir borç batağına sokulan Türkiye’nin dış borcu 2007 yılının Mart ayı sonunda 212 milyar 569 milyon dolar iken 2008 yılının mart ayında 262 milyar 934 milyon dolar olmuştur. Bir yılda dış borç artışı 50 milyar dolara ulaşmıştır. Toplam dış borcun 74 milyar doları kamu borcu olup bunun 16 milyar doları Merkez Bankası’na, 172 milyar doları ise özel sektöre aittir. Özel sektörün toplam 172 milyar dolarlık borcunun 60 milyar dolarlık bölümü banka ve finans kesiminin, 112 milyar dolarlık kısmı ise özel şirketlerin borcudur. 2007 yılının Mart ayından geriye 12 aylık dönemde dış borç rakamındaki yükselişin tamamına yakın bölümü özel sektörün borçlarındaki 48,6 milyar dolarlık artıştan kaynaklanmaktadır. Son dönemde, sadece beş buçuk yılda,  82 yılda 58 hükümet döneminde yapılan toplam dış borçtan fazla, tam 280 milyar dolar ek toplam dış borç, Türkiye’nin borç stokuna eklenmiştir.  Türkiye’nin toplam dış borcu, bugünkü iktidar döneminde, 5,5 yılda, 220 milyar dolardan, 280 milyar dolar ek borç yapılarak, 500 milyar dolar düzeyine getirilmiştir.

İç borç stoku neredeyse her yıl ikiye katlanmaktadır. Sonuç olarak, iç borçlanmanın getirdiği sorunlar, dış borçlanmaya göre çok daha endişe verici görünmektedir. Özellikle iç borçların faiz oranının yüksekliği ve vadelerinin çok kısa oluşu sorunların ana kaynağı görünümündedir. İç borçlanmada izlenen maksatlı politikalar nedeniyle 2004 yılından bu yana ödenen faiz miktarı 100 milyar doların üzerindedir. Bunun anlamı serbest adı ile dikte ettirilen kur politikalarının aslında serbest olmadığı yani bastırılmış kur politikası bu Devletin kasasından 100 milyar dolar paranın çalınmış olmasıdır. Oysaki iç borçlanma YTL bazında yapılmış olsaydı bu 100 milyar dolar bu Devletin kasasında kalmış olacaktı. Yanlış ve manidar borç yönetimi bu soygunun temelini teşkil etmektedir.    Sonuç olarak siyasal iktidar Türkiye’yi, devletiyle milletiyle borca batırmıştır.

Diğer yandan Türkiye, faiz bataklığına saplanmıştır, 2004 yılındaki reel faizler bugün aradan geçen dört yıl sonra hala aynı düzeydedir. Şu anda devletin borçlanma faizi yüzde 22, reel faiz ise yüzde 10’nun üzerindedir. Bu durum neo-liberal politikaların bizi nereye getirdiğini açıkça ortaya koymaktadır. İç borçlanmanın sürdürülmesi artık imkansız görünmektedir. İç borçlanma zaten bozuk olan gelir dağılımını daha da bozmuş, tasarruflar azalmış, ekonomik büyüme durmuştur. 2004 sonrasında doların emtia karşısındaki değer kaybı yüzde 300-400’ler civarındadır. Ekonomik büyümeye yönelik olarak açıklanan rakamlar tümüyle büyük bir yalan ve aldatmacadır.

Hane halkının borçları 2002 yılında 6,5 milyar YTL iken 2008 yılının yedinci ayı itibarıyla 135 milyar YTL’ ye yükselmiştir. Bu borcun 31 milyar YTL’si kredi kartlarına, 80 milyar YTL’si ise tüketici kredilerine karşılık gelmektedir. 150 bin vatandaş yaklaşık 2 milyar YTL tutarında kredi kartı borçlarından kaynaklanan icra işlemi ile karşı karşıya kalmıştır. Aynı dönemde banka bilançoları ile bireysel krediler arasında da anlamlı bir benzerlik vardır. 2002 yılında banka bilançoları toplamı 108 milyar dolar iken 2008 yılının altıncı ayında bilançolar toplamı 500 milyar dolara yükselmiş, aynı şekilde bireysel krediler toplamı ise 4 milyar dolardan 125 milyar dolara ulaşmıştır. Sadece 2007 yılında vatandaşın ödediği faiz toplamı 15 milyar YTL’dir. Halen banka bilançolarındaki krediler toplamı 320 milyar YTL olup, 2008 yılı Mart ayı sonu itibarıyla bu borcun üçte biri bireysel kredilere karşılık gelmektedir. Bireysel kredilerde uygulanan faiz oranları yıllık yüzde 20–25 iken kredi kartlarındaki bu oran yüzde 80-100’lere ulaşmaktadır. Bütün bunların anlamı vatandaşın borç baskısı altında modern bir köle haline getirildiği gerçeğidir.

Bugün bankacılık sektörünün yüzde 50’si yabancı sermayeye ait iken bu oran sigortacılık sektöründe yüzde 70’lerin üzerindedir. Ayrıca bankaların halka açık kısmının yüzde 80’den fazlası yabancı sermayenin elindedir. Sermaye piyasasında ise yabancı sermaye oranı yüzde 70’lerin üzerinde olup para piyasasında bu miktar yüzde 80’ler seviyesindedir.

Uygulanan ekonomi politikaları sonucunda ekonomimizde gözlenen en olumsuz göstergelerden biri de enflasyon oranlarının seyridir.  2004 yılından bugüne kadar düşürülemeyen enflasyon oranları, Mayıs ayında tekrar iki haneli rakamlara çıkarak, ciddi bir tehdit haline gelmiştir. Enflasyon yıllık bazda 13 ay aradan sonra yüzde 10,74’e tırmanmış, Hükümet ve Merkez Bankası yüzde 4’lük enflasyon  hedefini rafa kaldırıp, revizyona gitmek zorunda kalmışlardır. Yüksek ve düşük gelir grubuna hitap eden ikili enflasyon yapısı yüksek gelir grubunun kazançlarına kazanç katarken, düşük gelir grubunda ise daha da yoksullaşmaya neden olmuştur. Çünkü yüksek gelir grubunun tüketim alışkanlıklarında ithal ürünler başı çekerken, düşük gelir grubu tüketim alışkanlıklarında ise temel tüketim maddeleri önceliği almaktadır. Düşük gelirliler yüzde 40’ları aşan enflasyonun altında ezilirken, bastırılmış kur politikası yüzünden yüksek gelirliler kazançlı bir duruma gelmişlerdir. Yani uygulanan maksatlı ekonomi politikaları sonucunda enflasyon ejderhası yoksulları daha fazla yemeye başlamıştır.

Sürekli yurtdışından borçlanarak finanse edilmeye çalışılan ve Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH)’nin yüzde 7’sine yaklaşan iktisadi yaşamdaki dış açık (cari işlemler açığı)  neredeyse 50 milyar doları aşmıştır. “Şirketler ve finansal sermayenin küreselleşmesi” olarak tanımlanan bu yaşanan süreçte uluslararası piyasalardan mali kaynak sağlanamadığında cari açığın artık finanse edilemeyeceği bir duruma gelinmiştir.

Osmanlı Devleti’nin çöküşünü başlatan 1838 tarihli Balta Limanı Anlaşması’nın bir benzeri, hatta daha da ağırı Kasım 1995’de imzalanıp 1 Ocak 1996’da yürürlüğe girmiştir. Bu anlaşmanın adı, Gümrük Birliği Anlaşması’dır. Koalisyon Hükümeti tarafından imzalanan bu anlaşma ile Türkiye, AB’nin 15 üyesine karşı tüm gümrük duvarlarını indirmiştir. Gümrük Birliği Türkiye’yi Avrupa’nın açık pazarı haline getirmiştir. Gümrük Birliği’nin Türkiye’de yarattığı olumsuz tablo, Türkiye’nin sadece ekonomik olarak değil; siyasi, hukuki ve bürokratik anlamda tek yanlı olarak Avrupa Birliği’ne bağlanmasına yol açmıştır. Gümrük Birliği Anlaşması’nı Birliğe tam üye olmadan kabul eden tek üye olan Türkiye gerçekte egemenliğini önemli ölçüde Brüksel’e devretmiştir.

Ekonomik anlamda çok sıkıntılı bir dönemin içine girilmiştir. Siyasal iktidar her şeyi normal göstermeye halkımızı hayali rakamlarla, bir gecede yükselen GSMH’larla kandırmayı ve avutmayı tercih etmektedir. Cari açıktan, iç borç stoğundan ve reel sektör borçlarından hiç bahsetmemektedir. Maalesef yaşadığımız bu sahtelik ve içinde bulunduğumuz oyun mutlu sonla bitmeyecek gibi gözükmektedir. Ülke ekonomisinin gidişatından kaygı duyan iktisatçılar ve ekonomik çevreler sürekli olarak “kriz fırtınası geliyor, hazır olun” diye haykırarak uyarılar yapmaktadır.
002 yılında et fiyatı >> 8,9TL [kaynak]
2015 yılında et fiyatı >> dana 22,57TL, kuzu 21,68 TL [kaynak] (Migros Sanal Markette kıyma 33TL [kaynak])
Artış : 2,53 kat

işte biz bu resimlerdeki milletimizin ta kendisiyiz

yaklaşık 4 ay önce güncellendi
sanayicisiyle iş adamıyla memuru işcisi yaşlısı gençi erkeği kadınıyla öğrencisi köylüsüyle askeri polisi mit i savcısı hakimi asgari ücretlisi dar gelirlisi öksüzü yetimi engellisi ile bir bütünüz diyor bu ülkenin fertleri olan 76 milyonu kardeş biliyoruz